Türkiyenin Başı Sağolsun
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu dahil 6 kişiyi taşıyan ve önceki gün Kahramanmaraş'ta düşen helikopterin enkazı, saat 15.00 sıralarında Keş Dağı eteklerinde bulundu. Helikopterdekilerin tamamının hayatını kaybettiği anlaşıldı
CNN Türk muhabiri Fatih Portakal: Yukarda konuştuğumuz korucular 5 cansız bedene ulaştıklarını söylemişlerdi. 6 ceset bulunmamıştı umut vardı. Başka bir korucuya Osman Yılmaz'a ulaştık. 6 kişinin cesedine de ulaştılar. Bu cesedin Muhsin Yazıcıoğlu'na ait olduğu anlaşıldı." dedi. Bu sırada BBP'li bazı partililer muhabir ve kameramanlara saldırdı.

27/3/2009 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Tolon ve Eruygur hakkındaki iddialar

''Ergenekon'' soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianamede, emekli orgeneraller Mehmet Şener Eruygur ile Ahmet Hurşit Tolon'un 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.
Zekeriya Öz'ün de aralarında bulunduğu 6 Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuksuz sanıklar emekli orgeneralleler Mehmet Şener Eruygur ve Ahmet Hurşit Tolon hakkında ''Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek'' ve ''Tasarlayarak, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme'' suçlarından 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.
İddianamede ayrıca, bu sanıkların TCK'nın 314/1'inci maddesi uyarınca ''Silahlı örgüt kurmak ve yönetmek'', ''Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı bir isyana tahrik etmek'' ''Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'', ''Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen veya tamamen yok etmek'', ''Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek'', ''Patlayıcı madde bulundurmak'', ''Kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak'', ''Mala zarar vermek'' suçlarından 142 yıldan 246'şar yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.
Eruygur ve Tolon'un memuriyetten men edilmeleri ve belli haklardan yoksun bırakılmaları da talep edildi.
Hurşit Tolon hakkındaki suç iddiaları
2863 Sayılı Kanuna Aykırılık
Askerleri İtaatsizliğe Teşvik Etme
Açıklanması Yasaklanan Gizli Bilgileri Açıklama
Açıklanması Yasaklanan Gizli Bilgileri Temin Etme
Bir Adet Ateşli Silah ve Mutat Sayıdaki Mermileri Bulundurma
Devletin Güvenliğine İlişkin Belgeleri Tahrip Etme Amacı Dışında Kullanma Hile İle Alma Çalma
Devletin Güvenliğine İlişkin Gizli Belgeleri Temin Etme
Hukuka Aykırı Olarak Kişiler Verileri Kaydetmek
Hukuka Aykırı Olarak Kişisel Verileri Kaydetmek
Pek Az Sayıda Mermi Bulundurma veya Taşıma
Şener Eruygur hakkındaki suç iddiaları
2863 Sayılı Kanuna Aykırılık
Askerleri İtaatsizliğe Teşvik Etme
Açıklanması Yasaklanan Gizli Bilgileri Açıklama
Açıklanması Yasaklanan Gizli Bilgileri Temin Etme
Bir Adet Ateşli Silah ve Mutat Sayıdaki Mermileri Bulundurma
Devletin Güvenliğine İlişkin Belgeleri Tahrip Etme Amacı Dışında Kullanma Hile İle Alma Çalma
Devletin Güvenliğine İlişkin Gizli Belgeleri Temin Etme
Hukuka Aykırı Olarak Kişiler Verileri Kaydetmek
Hukuka Aykırı Olarak Kişisel Verileri Kaydetmek
Pek Az Sayıda Mermi Bulundurma veya Taşıma
Resmi Belgede Sahtecilik
Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma
Sayı ve Nitelik Bakımından Vahim Olan Silah veya Mermileri Satın Alınması Taşınması Bulundurulması
Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma veya El Değiştirme
Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine Karşı Silahlı İsyana Tahrik Etme
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme
Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama
Yargıç üzerinde nüfuz kullanmak
Örgüte Bilerek İsteyerek Yardım Etme
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmek
AA
25/3/2009 | Kategori:
Ergenekon
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Ergenekon'da 2. iddianame kabul edildi
Ümraniye ilçesinde bir evde ele geçirilen patlayıcı maddeler nedeniyle başlatılan ve ''Ergenekon'' adı verilerek genişletilen soruşturma kapsamında hazırlanan ikinci iddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
''Ergenekon'' davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, soruşturma kapsamında hazırlanan 19'u tutuklu, 37'si tutuksuz 56 sanık hakkında hazırlanan ve 15 gün önce UYAP sisteminden mahkemeye tevzi edilen ikinci iddianameye ilişkin incelemeyi tamamladı.
Mahkeme, 1909 sayfa ve 5 bölümden oluşan iddianamenin kabulüne karar verdi.
Mahkemenin bu kararının ardından ''Ergenekon'' soruşturmasına ilişkin ikinci dava da açılmış oldu.
Mahkeme, halen görülmekte olan ''Ergenekon'' davası ile ikinci davanın birleştirilmesi yönünde karar vermezken duruşma tarihini 20 Temmuz 2009 olarak belirledi.
İkinci iddianamenin tamamlanmasına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada, iddianamede 21 tutuklu, 35 tutuksuz olmak üzere 56 şüpheli olduğu, yakın tarihlerde soruşturmaya dahil edilen 48 tutuklu, 29 tutuksuz olmak üzere 77 şüpheli hakkındaki soruşturma evrakının tefrik edildiği ve bunlar hakkındaki soruşturmanın devam ettiği belirtilmişti.
Açıklamada, 5 bölümden oluşan iddianamenin birinci bölümde, ''Ergenekon'' soruşturmasının ilk aşamasıyla birinci iddianamenin özetinin yapıldığı, ikinci bölümde soruşturmanın sonraki aşamaları ve ''Ergenekon'' örgütünün anlatıldığı dile getirilerek, üçüncü bölümde ''örgütün işlediği suçların genel olarak ve topluca anlatıldığı'', dördüncü bölümde ''örgütün diğer faaliyetleri, başka örgütlerle sivil toplum ve medya kuruluşlarıyla ilişkilerinin'' yer aldığı, beşinci bölümde ise iddianamede yazılı ''şüphelilerin bireysel eylemleri ve bu eylemlerin oluşturduğu suçlar ve sevk maddeleri ile hukuki durumlarının işlendiği'' bildirilmişti.
Açıklamada, 12 şüpheli hakkında ''örgüt yöneticisi olmak'' suçlamasının yer aldığı kaydedilmişti.
Savcılığın açıklamasında tutuklu sanıklar arasında yer alan teğmenler N.Ç. ve E.M'nin avukatlarınca daha önceden İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine verilen tahliye talebine ilişkin dilekçe incelenmiş, mahkeme 2 teğmenin serbest bırakılmasını kararlaştırmıştı. aa
İşte savcının olay iddiaları:
- AKP’yi ve MHP’yi bölme planları yapıldı, çeşitli takip notlarıyla bunlar net şekilde anlaşıldı.
- MHP’nin de yönetim kadrosunda değişiklik yapma çalışmaları yapıldı.
- Ergenekon, CHP içinde çeşitli operasyonlar yürüttü ve operasyonların da tek amacı CHP lideri Deniz Baykal’ı devirmekti.
- CHP’nin üst yönetimi de değiştirilmeye çalışıldı.
- Zanlıların ve sanıkların telefon dinlemelerinde Deniz Baykal’a yönelik, yoğun bir şekilde devirme çalışmaları olduğu saptandı.
- Cumhuriyet Mitinglerinin organizasyonlarının Ergenekon ile bağlantıları var.
- Karargah evleri ile ilgili detaylı bilgiler yer alıyor...
25/3/2009 | Kategori:
Ergenekon
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Kadıköy Belediyesi'nde vurgun kaydı

CHP’nin Ataşehir Belediye Başkan adayı Battal İlgezdi ile CHP’li Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk hakkında şok açıklamalar.
Kadıköy Belediyesi’nde eski Kadıköy Belediye Meclis Başkanı Rüştü Altıner ile Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Büyük, CHP'den Ataşehir Belediye Başkan adayı Battal İlgezdi’nin tavsiyesi doğrultusunda Selami Öztürk’ü tehdit ettiler.
Öztürk bu tehdit üzerine Rüştü Altıner’i şikayet edeceğini söyledi, sonra da İlgezdi ile görüştü.
Öztürk’ün görüşmede Altıner tarafından tehdit edildiğini söylemesi üzerine İlgezdi’nin de "Ben sizin aranızdaki soruna karışmam, Kadıköy Belediyesi rant kapısıdır. Adam cebinde parasız dolaşıyor ama belediyedeki ortamı paraların gelip gittiğini görüyor haklı olarak da çıldırıyor” şeklinde konuşma geçti.
Daha sonra Kadıköy Belediyesi’nden Ataşehir’de Bakkalköy Mezarlığı yakınındaki gecekondu alanının imar planının değiştirilmesini onayı çıktı.
Erguvan Evleri ismi verilen bölgede Kadıköy Belediyesi’nde Meclis Başkanı Rüştü Altıner ve Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Büyük’ün ele geçirdiği parseli CHP’nin Ataşehir Belediye Başkan adayı Battal İlgezdi, yüzde 46 payla konut yaptı.
28 daireden inşaatta Hüseyin Büyük, ve Rüştü Altınel altışar daire aldı. Belediye Başkan Yardımcıları ve Belediye meclis üyeleri kalan daireleri kendi aralarında paylaştılar.
İşte Battal İlgezdi’nin ses kaydında anlattıkları:
Ben sana anlatayım Rüştü, Hüseyin Büyük vardı Kadıköy belediye başkan yardımcısı, Onla birlikte 3 kişi bana geldiler.
Onlara yapacağınız bir şey var. Selami Öztürk’ün boğazına çök bir arsa tahsisi yaptır, koparırsınız dedim. Gecekonducuların yeri, kat karşılığı yerinizi yapayım. En son Selami Öztürk’ü gitti tehdit ettiler aldılar.
İki parsel aldılar, Birisi Diyarbakırlı çocukların yeri vardı Orayı ikiye böldü Orayı DSP’lilere verdiler burayı da Rüştü’ye verdiler. Yüzde 46 ile yaptım adam başı 6’şar 7’şer daire düştü. 28 daireden 6’ı biri aldı 6 biri aldı 6 biri aldı geri kalanını beledeyi başkan yardımcıları ve belediye meclis üyeleri kendi aralarında paylaştılar.
Yapacığı tek bir şey vardı hayatının kurtuluş oldu. Daha sonra Selami beni aradı Rüştü Altıner için ‘Namussuz evimi bastı, ona yer verdim, dedi, Ben de o sizin kendi probleminiz arkadaş dedim.
Selami Öztürk, Rüştü’yü Emniyete vereceğini söyledi, ben de ona senin arkadaşların dedim, Selami Öztürk, evinin basıldığı ile ilgili Gürsel Tekin ile Mustafa Demircan’ı da aradı.
Ben de Selami Öztürk’e Rüştü içtiği zaman bunu yapar. Dedim. Bu seninle Rüştü arasındaki bir sorun, Sen Beledeye Başkanısın Rüştü’de Kadıköy Belediye Meclis Başkanı, Rüştü sana niye saldırıyor dedim çünkü Kadıköy Belediyesi rant kapısıdır.
Adam cebinde parasız dolaşıyor, görüyor, ortamı görüyor para gelip para gidiyor, usulsüz ihaleler yapıyorsun, adam meclis üyesi haklı olarak çıldırıyor.
Rüştü Altıner, Selami Öztürk için, ‘s�m a�’ diyor ve ölene kadar Selami Öztürk ile konuşmadı. Rüştü öldü cenazesi hastanede, bir milyarı bile belediye olarak ödemediler sonunda ben ödedim. Bir belediye başkanı 1 milyar lirayı ödemez mi
haberden.com
25/3/2009 | Kategori:
Turkiye
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Bunlar Nedir?!
Anadolu Ajansı’nın büyük gazetelerin internet ortamlarına, yarın da gazetelerine büyük ihtimalle yansıyacak haberi şöyle;
Resmi ziyaret için 5 Nisanda Türkiye'ye gelmesi beklenen ABD Başkanı Barack Obama'dan önce, 9 kamyon eşya havayoluyla Ankara'ya getirildi.
Esenboğa Havalimanı'na 08.20'de inen Amerikan Hava Kuvvetlerine ait C5 Herkül tipi askeri uçak, ABD Başkanı Obama'nın ziyaretinde kullanılacak eşyalarla Amerikalı basın mensuplarının malzemelerini getirdi.
Uçaktan 2 saati aşkın sürede boşaltılan eşyalar, özel kargo şirketinin 8 kamyonu ile ABD Büyükelçiliğine ait kamyona yüklendi. Uçaktan inen çok sayıda Amerikalı da tahsis edilen otobüsle havaalanından ayrıldı.
Eşyaların yüklendiği kamyonları kullanan Türk şoförlere Amerikalıların da eşlik ettiği görüldü. Polis ekipleri korumasındaki kamyonların, Obama'nın ziyareti sırasında kalacağı otele doğru hareket ettiği öğrenildi.”
Bu haberden sonra da, gelen malzeme ve personeli görüntüleyen resimler okurlara yansıtıldı. Ama içlerindeki bir karede, uçağın hemen yanında, üstü örtülü duran zırhlı ve paletli araçlar bulunuyor.

Biz sadece soralım: Bunlar nedir? Ne için kullanılacak? Bu tür araçlar için Türkiye izin verdi mi?
Bu araçlar Obama’yı korumak içinse, burası Türkiye, Bağdat değil. Nasıl bir saldırıdan korkuluyor ki?
iyibilgi.com
25/3/2009 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Hey sen başörtülü çık dışarı!
Usta kalem, 'Başörtülüler sandık görevlisi olamayacakmış' başlığı ile bu konuyu köşesine taşıdı. Karikatürde, YSK: "Hey sen başörtülü çık dışarı' diyor.

24/3/2009 | Kategori:
Turkiye
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Kemal Kılıçdaroğlu'nun olay VİDEO'su
Mehmet Haberal'ın televizyonu Kanal B'de yayınlanan (21 Mart 2009 tarihli) "Yerel Seçim Özel" programının canlı yayın arasında söylenenler ortalığı karıştıracak! İşte CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Kanal B Genel Müdürü Nahit Duru arasındaki şok diyalog...
Kanal B Genel Müdürü Nahit Duru: Size 1.5 - 2 dakikalık bir haber ayırsalardı. O Doğan Grubu da dahil... Şu anda siz kafa kafaya gelmiştiniz.
Kemal Kılıçdaroğlu: Evet
Duru: Önümüzde daha bir hafta 10 gün zaman var. O süre içerisinde de geçerdiniz. Ama bunlar p.şt. Çok ciddi söylüyorum
Kılıçdaroğlu: Tabi... Tabi...
Duru: Ve çok üzülüyorum şimdi, Haberal... Haberal... Bana şu talimatı verdi. Dedi ki, ne yaparsan yap... Ne yaparsan yap...
Kılıçdaroğlu: Evet...
ULUSALCI KANALDAN SAADET'E DESTEK KARARI
Duru: Bunların (AK Parti'nin) oyunu azaltacak Ankara, İstanbul, İzmir, Adana'nın oyunu artıracak ne p..ştluk biliyorsan hepsini yap dedi. Dedim ki hocam, yani biz tabi bu adamlarımızı çıkaracağız, ama esas Saadet'i (Saadet Partisi'ni) çıkarmak lazım. Niye dedi. Dedim bunlarda CHP'ye oy 1 gidecekse Saadet'e 3 gitme ihtimali var.
Kılıçdaroğlu: Evet...
Duru: Çıkarabilir miyiz dedi. Dedim ki Ertan Yülek'i tanıyorum konuşurum çıkarırız. Ertan'ı ben de tanıyorum dedi. O zaman siz konuşun dedim.
Kılıçdaroğlu: Ben de tanıyorum.
Duru: Ertan abiye açtım telefonu Saadet Partisi'nden istediğim adamı, Genel başkanları dahil getirdim. Buraya getirdim ve 1000'in üzerinde SMS geldi Saadet Partisi genel başkanına. Ve ben inanıyorum ki en az bir puan artırdı.
İŞTE BU KONUŞMANIN GEÇTİĞİ BAŞKENT TV'NİN SAHİBİ HABERAL!
91 seçimlerinde memleketi Rize'den milletvekilliğine adaylığını koyan Haberal, yaptığı seçimle son anda ANAP yerine DYP'den yarışa girince, hüsrana uğramıştı. Haberal'ın bir de cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesi olayı var hatırlayanlar için. Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığının ardından, 5+5 önerisinin suya düşmesiyle beraber, adı Köşk için en çok anılan adaydı. Adaylığını, siyasi duruşunu da "sağ eğilimli" olarak niteleyen Bülent Ecevit gündeme getirmişti. Kamuoyunda neredeyse kesin bakılan Çankaya koltuğuna son anda "yargının başı" formülüyle Ahmet Necdet Sezer getirilmiş, Başbakan Erdoğan"ın deyimiyle anayasalar havada uçmuştu.
Tüm bu başarılarına rağmen Haberal"ın "ünlü" olması, Rahmetli Başbakan Bülent Ecevit"in hastalığı dönemine rastlar. DSP liderinin sağ kolu Hüsamettin Özkan"ın yakın dostu Haberal, Ecevit"in hastalığının tespit ve tedavisinde yanında olmuştu. "Ecevit"in doktoru" adıyla bir anda gündeme gelen Haberal, Daha sonra Ecevit"e 7 ay süreyle Başkent hastanesinde yatarak tedavi önermişti. Pek bilinmeyen sebeplerle, eşi Rahşan Ecevit merhum başbakanın Haberal tarafından tedavi edilmesine izin vermeyerek Ecevit"i GATA"ya götürmüştü. Bülent Bey GATA"daki 15 günlük tedavi sonucu ayağa kalkmıştı.
Anıtkabir"in karşısındaki SİT alanında kurduğu Başkent Hastanesi"nin belediye, Genelkurmay"ın tüm çabalarına ve bölgede 4 kat imar iznine rağmen 8 katıyla boy göstermeye devam etmektedir. Anıtkabir"in manzarasını ve Ankara"nın çeşitli bölgelerinden izlenilmesini engelleyen bu yapı, hala ayakta... Son olarak Haberal ailesinin, Başkent Üniversite"sindeki tüm kantinlerde satılan Mol Gıda ürünlerinin üretimini yapan bir de holdingleri var. Haberal"ın oğluna ait olan holding bünyesinde bir de petrol şirketini barındırıyor: Mol Pet.
Medya dünyasına da eğilen Haberal"ın, Başkent TV(BTV) adlı bir televizyon kanalı var. Haberal"ın önderliğinde bir araya gelen pek çok isim, 2011 seçimlerinde iktidara oynamak için bir parti kurmanın gereklerini savundular. Ankara Patalya otelde bir araya gelen farklı kesimlerden etkin olan 100 isim var.
Bakın toplantıya kimler katıldı:
Bağımsız Türkiye Partisi(BCP) Genel Başkanı Mümtaz Soysal,
Partisini Yaşar Nuri Öztürk"le birleştiren Yaşar Okuyan,
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay,
Emekli General Hurşit Tolon,
22 Temmuz`da Ankara`dan bağımsız aday olan gazeteci yazar Hulki Cevizoğlu,
Eski MGK Genel Sekreteri emekli General Tuncer Kılıç,
Tarihçi Sina Akşin,
Eski Devlet Bakanı Sadi Samuncoğlu,
Hukukçu Anıl Çeçen,
İşçi Partisi Lideri Doğu Perinçek,
Gazeteci yazar Mete Akyol,
Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş,
Eski CHP milletvekili Gülsüm Toker Bilgehan,
Yeni Çağ Gazetesi Yazarı Sebahattin Önkibar
(İyibilgi)
24/3/2009 | Kategori:
Turkiye
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Tolon'un ses kaydı gerçek çıktı!
Ergenekon terör örgütü sanıkları ile ilgili ortaya çıkan ses kayıtları tartışılıyor. Bilim adamlarına göre seslerin gerçekliğini tespit etmek aslında çok kolay. Seslerin kime ait olduğunu ayırt etmeye yarayan Verdikatör isimli cihazın mucitlerinden Prof. Dr. Mustafa Erdoğan Sürat, bu konuda iddialı.
30 yıllık ses uzmanı Sürat, emekli Org. Hurşit Tolon'a ait olduğu iddia edilen ve internete düşen kayıttaki sesle ilgili ilginç bir teklifte bulundu. Kendisine ait özel laboratuvarda sesleri karşılaştırdığını açıklayan Prof. Sürat, "Söz konusu sesler Tolon'a aittir. Ses kaydı, dijital ya da kurmaca değil, gerçek. İnanmayan varsa gelsin yeniden ölçelim." diye konuştu.
Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan ancak 'sağlık gerekçesiyle' tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen Hurşit Tolon'un başı ses kayıtlarıyla dertte. İlk olarak 5 Mart 2009'da internete düşen kayıtta, teğmenlerin tutuklanması süresinde Genelkurmay'ın tavrı eleştiriliyor, savcıya 'Sen kimsin lan?' deniliyordu. Tolon, kilo vermenin sırrını da açıklıyordu: "Günde 5 km yürüdüm, 100 mekik çektim."
18 Mart 2009'da internete düşen ikinci ses kaydında ise basındaki haberlere yeterli tepki verilmediği için Genelkurmay eleştiriliyor. Kaydın bir bölümünde asker ve polis arasındaki ilişkilerde emniyet müdürü için 'ayaklarını keserim' ifadesi kullanılırken, ordu içindeki atamaların kişisel nedenlerle doğru yapılmadığından şikayet ediliyor. Bu bölümde 'ordunun başına molla geldi' ifadesi kullanılıyordu. Hurşit Tolon, her iki kaydın da kendisine ait olmadığını savundu. Avukatı İlkay Sezer aracılığıyla yaptığı açıklamada kayıtları 'ileri teknoloji ürünü' olarak nitelendirdi; ancak bu sahtekârlığı yapanlarla ilgili hiçbir hukuki işlem yapmadı. Bu yöndeki soruları da avukatı İlkay Sezer geçiştirdi. Tolon'un gerçeklerin ortaya çıkması için suç duyurusunda bulunması yeterli olacaktı.
Ses kayıtlarının internete düşmesi ve sahibinin 'bize ait değil' iddiaları üzerine yıllarını sesler üzerine yaptığı araştırmalara veren Prof. Dr. Mustafa Erdoğan Sürat, özel bir çalışma yaptı.
Sesleri laboratuvarda karşılaştırdı
Ses ve akustik üzerine ilk kitabı 1989'da yayınlanan Sürat, internetten indirdiği Tolon'a ait olduğu iddia edilen ses kaydını laboratuvarda inceledi. Tolon'un gerçek sesiyle, internetteki sesini karşılaştırdı. Ve sonuç olarak söz konusu kaydın Tolon'a ait olduğunu ispatladı. Üstelik ses 70'li yaşlara, yani yakın döneme aitti. Sürat, her ihtimale karşı Tolon'a ait eski konferans kayıtlarından numuneleri de kontrol ettiğini anlatıyor. Kesin sonuçlara ulaştığını belirten Sürat, "Ses kaydı, dijital ya da kurmaca değil, gerçek. Hurşit Tolon'a ait. İnanmayan varsa gelsin yeniden ölçelim." diyor.
Mustafa Erdoğan Sürat ayrıca, Türkiye'deki cihazlara güvenmeyenler için Amerika ve Japonya'daki ses kuruluşlarını öneriyor: "Artık teknoloji sayesinde sesin gerçek mi dijital mi olduğunu anlamak çok kolay. Spekülasyonların arkasına kimse sığınamaz. Gerçeği kolayca gösterebiliriz. Yeter ki Tolon istesin."
zaman
22/3/2009 | Kategori:
Ergenekon
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Cumhuriyet yazarları sonunda zıvanadan çıktı!
Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın kitaplarını imzalamak için bir araya gelen yazarlar, hükümeti devirmek için çalışacaklarına yemin etti.
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın kitaplarını imzalamak için bir araya gelen yazarlar, hükümeti devirmek için çalışacaklarına yemin etti.
Deniz Som, "Hükümetin devrilmesi için çalışmazsam namerdim" derken; Ümit Zileli ise hükümetin yıkılmasında birazcık pay sahibi olabilmeleri halinde onur duyacaklarını söyledi.
Atatürk Kültür Merkezi'nde açılan kitap fuarında bir araya gelen Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Deniz Som, Ali Şirmen, Alev Coşkun, Ümit Zileli ve Serdar Kızık, tutuklanan Mustafa Balbay'ın kitaplarını imzaladı.
Daha sonra yazarlar, okuyuculara bir takım konuşmalar yaptı. Bursa'daki kitap fuarında söylenen "Bu hükümeti yıkmak benim görevimdir" sözünü hatırlatan Deniz Som, "Demokratik hakları kullanarak bu hükümetin devrilmesi için çalışmazsam namerdim." dedi.
Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Ümit Zileli ise Mustafa Balbay'ın söylediği her söz, yazdığı her yazı ve konferansta söylediklerinin altına sadece imza atmayacağını, bundan şeref duyacağını belirtti.
"Biz bu hükümetin yıkılması gerektiğini yıllardır yazıyoruz." diyen Zileli, bütün hakları sonuna dek kullanarak bu hükümetin yıkılmasında birazcık pay sahibi olabilmeleri halinde bundan onur duyacaklarını vurguladı.
Kendilerine yapıştırılmaya kalkışılan suçların ancak göğüslerinde birer şeref nişanesi olacağını dile getiren Zileli, "Hele adlarını anmayı bile gereksiz gördüğüm bu tetikçilerin, ahlaksızların sözleri bizim için ancak ve ancak şeref nişanesi olur. Biz sonuna kadar yazmayı da çizmeyi de konuşmayı da sürdüreceğiz. Ama diyeceksiniz ki sizi kestiler, evet kesildik. Ama buradan keserler, oradan çıkarız. Sonuçta konuşmalarımızı orada da yaparız, burada da yaparız. Başka platformlarda da yaparız. Üzgün olmaya hiç gerek yok. Bu süreçler içerisinde böylesi komik bir faşizmin, darbe diyorlar hangi darbe; biz içinde yaşıyoruz zaten. Biz koyu dinci bir faşizmin tam göbeğinde yaşıyoruz." diye konuştu.
Askeri darbelerden bahsedildiğini, 12 Eylül'ü çok ağır bir şekilde yaşamış gazeteci olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: "12 Mart'ta çocuktum. Onu da babamın yaşadığını gözledim, devletin kaymakamı olarak. Her türlü şartta 12 Mart ve 12 Eylül faşizminden askeri darbelerine çok net bir biçimde karşı çıkmış Cumhuriyet Gazetesi ve onun yazarları ve ben onun yazarı olarak şunu söylüyorum; 12 Eylül'den de beter bir dönemde yaşıyoruz. 12 Eylül'ü bile nerdeyse rahmet okutacak bin tane yazım vardır 12 Eylül ile ilgili. Bu kadar ağır bir dinci faşizme, bu ülke hiç yaşamamıştı daha önce. Ama biz bu karanlığın içinden çıkmayı becereceğiz. Bu karanlığın içinden aydınlık çağdaş yurttaşları, bu ülkenin aydınlık insanları bunu da bertaraf edecek. Bedel ödeyeceğiz ama bedellerimiz olacak ama biz bunu çocuklarımıza borçluyuz. Çocuklarımıza borçlu olduğumuz bu geleceği bu alçakların elinden söke söke alacağız, hiç kuşkunuz olmasın."
Topyekün bir savaş olduğunu iddia eden Serdar Kızık da, savaşın sadece Mustafa Balbay'a değil Türkiye Cumhuriyeti'ne olduğunu ileri sürdü.
Yazarların konuşmaları, salonda bulunanlar tarafından alkışlandı.
hurhaber
22/3/2009 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
<Önceki Yazılar
|
Sonraki Yazılar>