Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir tarafından hazırlanan 6 Mayıs 1997 tarihli “Batı Harekat Konsepti” başlıklı gizli belgede “irtica” ile mücadele adı altında yapılması gerekenler anlatılıyor.
Silopi ve Cizre'de yapılan kazılardan sonra Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan 8 kişiden bazıları bölgede "Sarı Levent" olarak bilinen...
CHP’nin Ataşehir Belediye Başkan adayı Battal İlgezdi ile CHP’li Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk hakkında şok açıklamalar.
Kadıköy Belediyesi’nde eski Kadıköy Belediye Meclis Başkanı Rüştü Altıner ile Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Büyük, CHP'den Ataşehir Belediye Başkan adayı Battal İlgezdi’nin tavsiyesi doğrultusunda Selami Öztürk’ü tehdit ettiler.
Öztürk bu tehdit üzerine Rüştü Altıner’i şikayet edeceğini söyledi, sonra da İlgezdi ile görüştü.
Öztürk’ün görüşmede Altıner tarafından tehdit edildiğini söylemesi üzerine İlgezdi’nin de "Ben sizin aranızdaki soruna karışmam, Kadıköy Belediyesi rant kapısıdır. Adam cebinde parasız dolaşıyor ama belediyedeki ortamı paraların gelip gittiğini görüyor haklı olarak da çıldırıyor” şeklinde konuşma geçti.
Daha sonra Kadıköy Belediyesi’nden Ataşehir’de Bakkalköy Mezarlığı yakınındaki gecekondu alanının imar planının değiştirilmesini onayı çıktı.
Erguvan Evleri ismi verilen bölgede Kadıköy Belediyesi’nde Meclis Başkanı Rüştü Altıner ve Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Büyük’ün ele geçirdiği parseli CHP’nin Ataşehir Belediye Başkan adayı Battal İlgezdi, yüzde 46 payla konut yaptı.
28 daireden inşaatta Hüseyin Büyük, ve Rüştü Altınel altışar daire aldı. Belediye Başkan Yardımcıları ve Belediye meclis üyeleri kalan daireleri kendi aralarında paylaştılar.
İşte Battal İlgezdi’nin ses kaydında anlattıkları:
Ben sana anlatayım Rüştü, Hüseyin Büyük vardı Kadıköy belediye başkan yardımcısı, Onla birlikte 3 kişi bana geldiler.
Onlara yapacağınız bir şey var. Selami Öztürk’ün boğazına çök bir arsa tahsisi yaptır, koparırsınız dedim. Gecekonducuların yeri, kat karşılığı yerinizi yapayım. En son Selami Öztürk’ü gitti tehdit ettiler aldılar.
İki parsel aldılar, Birisi Diyarbakırlı çocukların yeri vardı Orayı ikiye böldü Orayı DSP’lilere verdiler burayı da Rüştü’ye verdiler. Yüzde 46 ile yaptım adam başı 6’şar 7’şer daire düştü. 28 daireden 6’ı biri aldı 6 biri aldı 6 biri aldı geri kalanını beledeyi başkan yardımcıları ve belediye meclis üyeleri kendi aralarında paylaştılar.
Yapacığı tek bir şey vardı hayatının kurtuluş oldu. Daha sonra Selami beni aradı Rüştü Altıner için ‘Namussuz evimi bastı, ona yer verdim, dedi, Ben de o sizin kendi probleminiz arkadaş dedim.
Selami Öztürk, Rüştü’yü Emniyete vereceğini söyledi, ben de ona senin arkadaşların dedim, Selami Öztürk, evinin basıldığı ile ilgili Gürsel Tekin ile Mustafa Demircan’ı da aradı.
Ben de Selami Öztürk’e Rüştü içtiği zaman bunu yapar. Dedim. Bu seninle Rüştü arasındaki bir sorun, Sen Beledeye Başkanısın Rüştü’de Kadıköy Belediye Meclis Başkanı, Rüştü sana niye saldırıyor dedim çünkü Kadıköy Belediyesi rant kapısıdır.
Adam cebinde parasız dolaşıyor, görüyor, ortamı görüyor para gelip para gidiyor, usulsüz ihaleler yapıyorsun, adam meclis üyesi haklı olarak çıldırıyor.
Rüştü Altıner, Selami Öztürk için, ‘s�m a�’ diyor ve ölene kadar Selami Öztürk ile konuşmadı. Rüştü öldü cenazesi hastanede, bir milyarı bile belediye olarak ödemediler sonunda ben ödedim. Bir belediye başkanı 1 milyar lirayı ödemez mi
Mehmet Haberal'ın televizyonu Kanal B'de yayınlanan (21 Mart 2009 tarihli) "Yerel Seçim Özel" programının canlı yayın arasında söylenenler ortalığı karıştıracak! İşte CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Kanal B Genel Müdürü Nahit Duru arasındaki şok diyalog...
Kanal B Genel Müdürü Nahit Duru: Size 1.5 - 2 dakikalık bir haber ayırsalardı. O Doğan Grubu da dahil... Şu anda siz kafa kafaya gelmiştiniz. Kemal Kılıçdaroğlu: Evet Duru: Önümüzde daha bir hafta 10 gün zaman var. O süre içerisinde de geçerdiniz. Ama bunlar p.şt. Çok ciddi söylüyorum Kılıçdaroğlu: Tabi... Tabi... Duru: Ve çok üzülüyorum şimdi, Haberal... Haberal... Bana şu talimatı verdi. Dedi ki, ne yaparsan yap... Ne yaparsan yap... Kılıçdaroğlu: Evet...
ULUSALCI KANALDAN SAADET'E DESTEK KARARI
Duru: Bunların (AK Parti'nin) oyunu azaltacak Ankara, İstanbul, İzmir, Adana'nın oyunu artıracak ne p..ştluk biliyorsan hepsini yap dedi. Dedim ki hocam, yani biz tabi bu adamlarımızı çıkaracağız, ama esas Saadet'i (Saadet Partisi'ni) çıkarmak lazım. Niye dedi. Dedim bunlarda CHP'ye oy 1 gidecekse Saadet'e 3 gitme ihtimali var. Kılıçdaroğlu: Evet... Duru: Çıkarabilir miyiz dedi. Dedim ki Ertan Yülek'i tanıyorum konuşurum çıkarırız. Ertan'ı ben de tanıyorum dedi. O zaman siz konuşun dedim. Kılıçdaroğlu: Ben de tanıyorum. Duru: Ertan abiye açtım telefonu Saadet Partisi'nden istediğim adamı, Genel başkanları dahil getirdim. Buraya getirdim ve 1000'in üzerinde SMS geldi Saadet Partisi genel başkanına. Ve ben inanıyorum ki en az bir puan artırdı.
İŞTE BU KONUŞMANIN GEÇTİĞİ BAŞKENT TV'NİN SAHİBİ HABERAL!
91 seçimlerinde memleketi Rize'den milletvekilliğine adaylığını koyan Haberal, yaptığı seçimle son anda ANAP yerine DYP'den yarışa girince, hüsrana uğramıştı. Haberal'ın bir de cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesi olayı var hatırlayanlar için. Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığının ardından, 5+5 önerisinin suya düşmesiyle beraber, adı Köşk için en çok anılan adaydı. Adaylığını, siyasi duruşunu da "sağ eğilimli" olarak niteleyen Bülent Ecevit gündeme getirmişti. Kamuoyunda neredeyse kesin bakılan Çankaya koltuğuna son anda "yargının başı" formülüyle Ahmet Necdet Sezer getirilmiş, Başbakan Erdoğan"ın deyimiyle anayasalar havada uçmuştu.
Tüm bu başarılarına rağmen Haberal"ın "ünlü" olması, Rahmetli Başbakan Bülent Ecevit"in hastalığı dönemine rastlar. DSP liderinin sağ kolu Hüsamettin Özkan"ın yakın dostu Haberal, Ecevit"in hastalığının tespit ve tedavisinde yanında olmuştu. "Ecevit"in doktoru" adıyla bir anda gündeme gelen Haberal, Daha sonra Ecevit"e 7 ay süreyle Başkent hastanesinde yatarak tedavi önermişti. Pek bilinmeyen sebeplerle, eşi Rahşan Ecevit merhum başbakanın Haberal tarafından tedavi edilmesine izin vermeyerek Ecevit"i GATA"ya götürmüştü. Bülent Bey GATA"daki 15 günlük tedavi sonucu ayağa kalkmıştı.
Anıtkabir"in karşısındaki SİT alanında kurduğu Başkent Hastanesi"nin belediye, Genelkurmay"ın tüm çabalarına ve bölgede 4 kat imar iznine rağmen 8 katıyla boy göstermeye devam etmektedir. Anıtkabir"in manzarasını ve Ankara"nın çeşitli bölgelerinden izlenilmesini engelleyen bu yapı, hala ayakta... Son olarak Haberal ailesinin, Başkent Üniversite"sindeki tüm kantinlerde satılan Mol Gıda ürünlerinin üretimini yapan bir de holdingleri var. Haberal"ın oğluna ait olan holding bünyesinde bir de petrol şirketini barındırıyor: Mol Pet.
Medya dünyasına da eğilen Haberal"ın, Başkent TV(BTV) adlı bir televizyon kanalı var. Haberal"ın önderliğinde bir araya gelen pek çok isim, 2011 seçimlerinde iktidara oynamak için bir parti kurmanın gereklerini savundular. Ankara Patalya otelde bir araya gelen farklı kesimlerden etkin olan 100 isim var.
Bakın toplantıya kimler katıldı:
Bağımsız Türkiye Partisi(BCP) Genel Başkanı Mümtaz Soysal, Partisini Yaşar Nuri Öztürk"le birleştiren Yaşar Okuyan, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay, Emekli General Hurşit Tolon, 22 Temmuz`da Ankara`dan bağımsız aday olan gazeteci yazar Hulki Cevizoğlu, Eski MGK Genel Sekreteri emekli General Tuncer Kılıç, Tarihçi Sina Akşin, Eski Devlet Bakanı Sadi Samuncoğlu, Hukukçu Anıl Çeçen, İşçi Partisi Lideri Doğu Perinçek, Gazeteci yazar Mete Akyol, Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Eski CHP milletvekili Gülsüm Toker Bilgehan, Yeni Çağ Gazetesi Yazarı Sebahattin Önkibar
Şener Eruygur’u devre arkadaşı olması nedeniyle, Hurşit Tolon’u ise halef-selef ilişkisi nedeniyle tanıdığını belirten Kılınç, Ergün Poyraz’ı da tehdit aldığını belirterek Jandarma bölgesinde oturduğu için kendisinden yardım istemesiyle tanıdığını anlattı. Kılınç, Veli Küçük’ü de jandarma generali olarak tanıdığını ve aynı dönemde Edirne’de görev yaptıklarını anlattı.
Özkan’da ele geçen e-mail
Tuncay Özkan’da ele geçirilen, “Sevgili Mesut, Fethullah’ın davası ile ilgili aleyhte yeni tanıklar bulmamız lazım. Bizim avukat Hüseyin bey mahkemenin aleyhimize doğru gittiğini, Eyüp ve Serhat alçaklarının da her an karşı tarafa dönebileceğini söyledi. Şu bizim Serhat’ın bir akrabası varmış, Cihat isminde bir çocuk. Biraz para vererek Fethullah aleyhinde mahkemeye çıkartmayı düşünüyorum. Bu konuda bizim emekli Albay Cem bey de çocuklarla konuşarak, teklifin sanki askerden geldiğini ima edecek. Acilen yeni tanıklar bulmamız lazım. Fevzi Türkeri Paşa ve Kemal Yavuz Paşa vasıtasıyla görüştüm. MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç ile bir kez daha bu konuda görüşeceğiz. Senin söylemek istediğin bir konu varsa bana mail gönder veya bir numaralı BİKE’nin evinde görüşelim. Sakın telefonda açık konuşma.(...)Cevap bekliyorum sevgiyle kal. Gülseven Yaşer yeni telefonum 05....” ifadelerinin yer aldığı e-mail ile ilgili soruya Kılınç, şu yanıtı verdi:
‘İçeriğini anladım’
“Gülseven Yaşer isimli bayanı, Çağdaş Eğitim Vakfı’nın başkanı sıfatı ile tanıdım. Bu e-mail'in gönderildiği Hayri Canöz’ü tanımıyorum. e-mail içeriğini anladım, ancak burada konuşulan konularla ilgili herhangi bir şey görmedim, duymadım. Zaten devam eden bir davaya müdahil olmak, tanık yaratmak gibi bir faaliyet içerisinde olmam söz konusu olamaz. Ben yasal olmayan bir talebi hiçbir şekilde dinlemem. Bir numaralı BİKE tabirinin ne anlama geldiğini bilmiyorum.”
Genc Siviller'in generallerin, Ergenekon tutuklularını ziyaret etmesinden dolayı yayınladığı bildiri:
Veli Küçük buna çok darılacak Yeni Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ilk icraatı Ergenekoncu meslektaşlarına sahip çıkmak oldu. Kocaeli Garnizon Komutanı, Başbuğ'un emriyle Ergenekon tutuklusu Tolon ve Eruygur'u ziyaret etti. Bir de Genelkurmay, ziyaretin TSK adına yapıldığını sanki sormuşuz gibi, göğsünü gere gere açıkladı. Çok merak edilen “Ergenekon’un muvazzaf subaylara ilgisi” böylece ortaya çıkmış oldu. Genelkurmay Başkanı bu hareketiyle sözde değil, özde bir Genelkurmay Başkanı olacağı mesajı vermeye çalışırken bir kez daha hepimize özde değil sözde bir demokrasimiz ve hukuk devletimiz olduğunu hatırlattı. Ayrıca bu ziyaretle Şemdinli’deki bombacı askerler için “Tanırım, iyi çocuklar” diyen Büyükanıt’tan sonra, İlker Başbuğ da “Tolon ve Eruygur’u tanırım, iyi paşalardır’ diyerek post-modern odaklara inat bir askeri geleneğe sahip çıkmış oldu. Ama bu ziyaretin başka bir emekli paşa ve Ergenekon tutuklusu olan ancak bunca zamandır TSK tarafından ziyaret edilmeyen Veli Küçük’ü derinden yaraladığını tahmin etmek güç değil. Yine hiç şüphe yok ki bu ziyaret “ artık komutanlardan laf değil icraat istediğini” belirten küskün Deniz Baykal’ın da gönlünü çelecektir. TSK’nın resmen ve bağıra çağıra “Ergenekon’un iyi paşalarını” ziyaretinden sonra, Şemdinli’de Ferhat Sarıkaya’nın başına gelenlerin Ergenekon Savcısının da başına gelmesinden endişe ediyoruz. Bu ziyaretin neden yapıldığı ve neden böyle duyurulduğu hakkında hemen bütün bu paşaların bağlı olduğu hükümetten ve aylardır zırt pırt “yargıya müdahale ediliyor” diye muhtıralar yayınlayan Yargıtay ve Danıştay’dan birer açıklama bekliyoruz.
CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın parti genel merkezinde dinlendiğine
dair haber gazetelerin birinci haberi oldu. Olay bütün yönleriyle
araştırılıyor.
Sabah çizeri Salih Memecan mizahi bir dille
olaya yaklaştı. Karikatürde Baykal'ın belge ve bilgi olmadan kesin bir
dille konuşmasına göndermeler vardı.
21 Ekim'de meydana gelen, 13 mehmetçiğin şehit olduğu ve 8'inin
kaçırıldığı Dağlıca PKK Baskını'nın tartışmaları bitmek bilmiyor.
Baskında
ihmaller zinciri olduğu iddiaları ayyuka çıkarken Dağlıca Tabur
Komutanı Onur Dirik bir dizi suçlamayla karşı karşıya kalmıştı.
Onur Dirik'in geçtiğimiz ay Dağlıca Baskını'ndan sonra yılbaşı kutlamasında çekilmiş görüntüleri yayınlanmıştı.
Şimdi
ise Dağlıca Komutanı Onur Dirik'in bir ses kaydı Youtube'a düştü.
Youtube'tan sonra video paylaşım sitelerine yayılan ses kaydında Yarbay
Onur Dirik olduğu iddia edilen şahıs, Dağlıca baskınıyla ilgili önemli
ayrıntılar veriyor, bölge köylülerine ağır küfürler ediyor,
genelkurmay, bazı komutanlara hakeretler yağdırıyor ve hakkındaki bazı
suçlamaları kabul ediyor.
Ayrıca Dağlıca'da şehit olan bir
üsteğmenin günlüğü okunuyor. Şehit üsteğmen günlüğünde "PKK'lıların
gözlerinin önünden katırlarla geçtiğini, ama kendilerinin müdahale
etmesine izin verilmediğini, kahroltuğunu..." yazıyor.
İşte olay yaratacak ses kaydı: Not: Ağır küfürler var lütfen çocuklara izletmeyin.