Dünya basını: Türkiye krize itildi
Anayasa Mahkemesi'nin, AKP'yi kapatma davasını kabul etmesi dünyada
büyük yankı buldu. Davanın açılması ile Türkiye'nin siyasi ve ekonomik
istikrarının riske atıldığı yorumlarını yapan yabancı medya, “Türkiye,
krize atıldı”, "Başarılı ekonomik canlanmanın geleceği riskte",
"Türkiye siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkla karşı karşıya", “Patlama
tehlikesini içeren dava”, “Ciddi istikrarsızlık yaratılabilir” gibi
görüşleri dile getirdi.
GUARDİAN: “TÜRKİYE KRİZE İTİLDİ” -
İngiliz
The Guardian da, Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile “ülkeye krize
atıldığı” yorumunu yaptı. Gazete, “Ankara'nın laik elit ile yeni sınıf
muhafazakar reformcu Müslümanlar arasındaki güç mücadelesinin
Türkiye'nin AB iddiasına zedeleyeceğini ve yabancı sermayeyi
caydıracağını" yazdı.
WT: “BAŞARILI EKONOMİK CANLANMANIN GELECEĞİ RİSKTE”-
Washington
Times de, “Türkiye'de en yüksek mahkeme, potansiyel bir kriz
yaratabilecek bir davayı başlatmaya karar verdi” değerlendirmesini
yaptı. Gazete, Türkiye'nin AB başvurusu ve başarılı ekonomik
canlanmasının geleceğinin riskte olduğunu yazdı.
NYT: “PATLAMA TEHLİKESİNİ İÇEREN DAVA”-
New
York Times de, “Türkiye'deki mahkeme patlama tehlikesini içeren bir
davayı kabul etti” başlıklı haberinde mahkeme kararının Türkiye'yi
“Dindar ile laik Türkler arasındaki nihai çatışmaya da yakınlaştırdı”
görüşünü dile getirdi.
İNDEPENDENT: “AKP'NİN ANAYASA DEĞİŞTİRME PLANI ÇOK TEHLİKELİ”-
İngiliz
The İndependent de, “Türkiye'de iktidar partisinin 'fazla dindar'
olduğu için yargılanacak” başlığını kullandığı haberinde analistlere
dayanarak AKP'nin anayasayı değiştirme planının siyasi olarak “çok
tehlikeli” olacağını da yazdı.
FT: “TÜRKİYE SİYASİ VE EKONOMİK BELİRSİZLİKLE KARŞI KARŞIYA”-
Ekonomi
gazetesi Financial Times de, “Türkiye, aylarca sürebilecek siyasi ve
ekonomik belirsizlik ile karşı karşıya” diye yazdı. Gazete, Anayasa
Mahkemesinin kararının İstanbul borsasını düşürdüğünü de belirtti.
LE MONDE: “MAHKEME YEŞİL IŞIK YAKTI”-
Fransız
Le Monde, “Anayasa Mahkemesi, AKP'nin yasaklanması talebinin
incelenmesine yeşil ışık yaktı” diye yazdı. Gazete, kararın oy birliği
ile alındığına da dikkat çekti.
WP: “TÜRBAN TÜRKİYE'DE SİYASİ SEMBOL”-
Washington
Post'da yayınlanan bir köşe yazısında başsavcının iddianamesinde önemli
bir yer işgal eden türbanın Türkiye ve başka yerlerde saf bir dini
seçim meselesi olmadığı, “siyasi sembol” olduğu görüşü dile getirildi.
EL PAİS: “CİDDİ SİYASİ İSTİKRARSIZLIK YARATILABİLİR”-
İspanyol
El Pais de, “Türkiye'deki Anayasa Mahkemesi, iktidardaki ılımlı İslami
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yasaklanmasına ilişkin süreci başlatma
kararını aldı. Bunun da, AB'ye aday bu ülkede ciddi bir siyasi
istikrarsızlığı yaratabilir” yorumunu yaptı.
DW: “KAPATMA DAVASI KABUL EDİLDİ”-
Alman
yayın kurumu Deutsche Welle de, “Anayasa Mahkemesi, AKP hakkında
kapatılması istemiyle Yargıtay'ın hazırladığı iddianameyi kabul etti.
Bu aşamadan sonra ön savunmasını yapması için iddianame AKP'ye
gönderilecek” dedi
1/4/2008 | Kategori:
dunya
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Mescid-i Aksa çökmeye başladı
İsrail’in Mescid-i Aksa’nın altında yaptığı kazı
çalışmaları tehlikeli boyutlara ulaştı. Mecid’in etrafında yer yer
çöküntüler oluşuyor.
Kemal GÜMÜŞ’ün haberi
Terör devleti İsrail’in, direnişin ve özgürlüğün vazgeçilmez sembolü
olan el-Aksa Mescidine yönelik sürdürdüğü yıkım çalışmaları tehlikeli
boyutlara ulaştı. Siyonist İsrail’in bir yandan Filistinlilere
uyguladığı soykırımlar sürerken öbür yandan Mescid-i Aksa’nın altını
kazarak yıkımı hızlandırmak için çalışmalara hız verdiği bildirildi.
İki hafta önce Mescid-i Aksanın avlusunda ki Eşrefiye Medresesi’nin
avlusunda meydana gelen göçüklerin fotoğrafları Mescid-i Aksa’nın karşı
karşıya kaldığı tehlikeyi bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Siyonist İsrail’in yıllardır çeşitli bahaneler ileri sürerek sürdürdüğü
kazı çalışmaları nedeniyle bundan 15 gün önce Mescid-i Aksa’nın
avlusundaki Eşrefiye Medresesi’nin karşısında bulunan Kaytabay yolunun
çökmesi kazıların ulaştığı tehlikeli boyutları İslam aleminin ayağa
kaldıracak nitelikte.
İSRAİL ATEŞLE OYNUYOR
Bir programa katılmak üzere Türkiye’de misafir olan Filistin İslami
Hareket Lideri Raad Salah, Siyonist İsrail’in ateşle oynadığını ifade
ederek konuyla ilgili Vakit’e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Terör
devletinin Filistin ve Mescid-i Aksa üzerindeki işgali ile kirli
emellerinin hiç bir zaman gerçekleşemeyeceğini belirten Salah, terör
devletinin El-Aksa’yı yıkmaya çalışarak ateşle oynadığını ve sonunu
hızlandırdığını söyledi. Terör devleti İsrail’in Mescidi Aksaya’ı sanal
bir deprem süsü verdirerek uygun bir zamanda yıkmayı planladığını
vurgulayan Salah, “Yahudiler
el-Aksa’yı yıkmak için dünyanın her yerinde seferber olmuş. Amaçları
el- Aksa’yı yıkarak yerine dünyanın en büyük havrasını inşa etmektir”
dedi. Siyonist İsrail’in bir takım turistik projeler adı altında
kazılara hız verdiğini anlatan Salah, İsrail’in bu amaçla dünya
Yahudileri arasında ciddi bir maddi kampanya başlattığını vurguladı.
Mescid-i Aksa’nın altındaki tünel kazma çalışmalarının 1967 yılından
beri başladığına dikkat çeken Salah, “İsrail şuanda Mescid-i Aksa
altında kazdığı tünellerde bir havra yapmış ve burada ibadet ediyorlar.
Ayrıca yine bu tünellerin içinde ‘Nesillerin Kafilesi’ adında da bir
müze kurmuşlar. İsrail dünya kamuoyuna bu çalışmalarla ilgili bir rapor
dağıtıyor. Bu raporda Mescid-i Aksa ile ilgili tehlikeli konular yer
alıyor” dedi.
İSTANBUL’DA BİR CAMİ YIKILSA DÜNYA AYAĞA KALKAR, YA EL- AKSA
İsrail’in Mescid-i Aksa etrafında turistik düzenleme bahanesiyle
hazırladığı rapora göre Mescid-i Aksa’nın altında üç namazgâh
bulunduğunu ifade eden Salah, “Yahudilerin
amacı kazdıkları tünellerle sözde bu namazgâhları bularak, ibadetlerini
burada yapacaklar. Burada dünyanın en büyük havrasını kurmak
istiyorlar. Bir diğer projeleri de burada bir Yahudi medresesi olduğuna
yöneliktir. Güya bir Yahudi medresesi varmış. Bu medreseyi yeniden inşa
etmek için çalışıyorlar. Bu projeyi tamamlamışlar. Projenin maliyeti 16
milyon dolar. Başka bir proje daha var. Burada rahmet mezarlığı adında
sahabelerinde bulunduğu bir mezarlık var. Burayı yıkıp buradan metro
geçirmeyi düşünüyorlar. Şimdi İstanbul’da bir cami, Allah korusun,
tecavüze uğrasa bütün Türkiye ayağa kalkar. Şu anda Mescid-i Aksa
tecavüze uğruyor ve herkesin buna tepki göstermesi lazım. Buna
inanıyorum ki el -Aksa davası zafere ulaşacaktır. Çünkü Mescid-i Aksa
daha öncede birkaç kez işgal edilmişti. İşgal edenler tarihe karıştı
fakat Mescid-i Aksa hala ayakta. İnşallah İsrail de tarihe karışacaktır” şeklinde konuştu.
VAKİT
3/3/2008 | Kategori:
dunya
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
İsrail katliam yapıyor! / Foto
İsrail katliam yapıyor! / Foto
İsrail güçleri önceki gün Gazze'de sivillere ait evleri füzeyle vurma kararı aldı.
İsrail
güçleri bu gece yarısından sonra ise Gazze'ye karadan girdi. Özel
timler tank ve buldozerler eşliğinde geniş çaplı bir operasyon
başlattı.
İsrail ordusunun, Gazze Şeridi'ne tank ve
buldozerlerle yaptığı saldırı sonucu ölenlenin sayısı 40'a yaklaştı.
Filistinlilerin kayıpları her geçen saat artıyor.
Saldırıların ne kadar süreceği bilinmiyor. Ancak İsrail ordusunun yığınakları hala sürüyor.
İsrail
tarafından fırlatılan bir füze, tam öğle saatlerinde Çebaliye'de bir
sokakta, kalabalığın ortasına düştü. Yerel kaynaklar, ambulansların,
buradan hemen hepsi çocuk 7 kişinin cesedini hastaneye taşıdıklarını
bildirdi. Aynı bölgede, 10'dan fazla kişinin yaralandığı belirtiliyor.
Beyt
Lahya'daki Kemal Edvan hastanesi doktorlarından Muhammed Sultan,
hastanelerine getirilen ölüler arasında henüz bir haftalık bir bebeğin,
çocukların, 3 kadının ve bir doktorun bulunduğunu açıkladı.
Doktor
Sultan, hastanedeki ölülerin yaklaşık yarısına yakınının, bombardımana
tutulan evlerden taşındığını bildirdi. Yaralıların sayısı tam
bilinmemekle birlikte, 100'den fazla olduğu sanılıyor. Beyt Lahya'daki
iki hastanenin yaralılarla dolup taştığı ve doktorların yaralılara
müdahaleye yetişemediği, her geçen saat yeni ölü ve yaralılar geldiği
belirtiliyor.
Bölgeden kareler:












1/3/2008 | Kategori:
dunya
|
Yorum (3) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
ABD hakkında korkunç iddia!
Dönemin ABD Başkanı Roosevelt ve danışmanlarının, Avrupa’da
gerçekleşen 2. Dünya Savaşı’na savaşa sıcak bakmayan ABD halkını,
savaşa girmeye ikna etmek için, Japonya’nın Pearl Harbour saldırısına
göz yumduğu öne sürüldü.
Japonların 7 Aralık 1941 tarihinde
Pasifik Okyanusu’ndaki Hawaii takım adalarında bulunan Pearl Harbor’a
yönelik sürpriz saldırısı, ABD’yi İkinci Dünya Savaşı’nın içine
sürüklemişti. En azından bugüne kadar böyle biliniyordu.
Haberin devamı
Fransız-Alman
kültür kanalı ARTE’de yayımlanan bir belgeselde bu ezberi bozacak
iddialar ortaya atıldı. İddiaya göre ABD yönetiminin, Japonların
sürpriz saldırısından haberi vardı; ancak bu saldırıya bilinçli bir
şekilde göz yumuldu.
Gerekçe ise tüyler ürpertici; dönemin
başkan Roosevelt ve danışmanlarının, ABD topraklarından çok uzaklarda
Avrupa’da gerçekleşen savaşa pek sıcak bakmayan ABD halkını, savaşa
yasal biçimde girmeye ikna etmek.
Bu iddialar, yakın bir
geçmişte, Hawaii’de Oahu körfezinde 366 metre derinlikte keşfedilen
batık bir Japon denizaltısına dayandırılıyor.
O tarihlerde
Pearl harbor açıklarında seyrden WARD adlı Amerikan torpido muhribi,
saldırıdan önce Japonların Pearl Harbor’ı bombalamak için gönderdiği
mini denizaltıyı farketmiş ve takibe almıştı.
Olay, o dönem
ABD’nin Pasifik’teki donanmasının komutanı olan Amiral Kimmel’e
aktarılmış, ancak Kimmel, şaşılacak biçimde konuyu dikkate almamıştı.
O
anda WARD içinde mühimmat görevlisi olan Willet Lehner de, ilerleyen
yıllarda, takip sırasında denizaltıyı vurmak için bombalar attıklarını
söylemiş ancak bu versiyona kimseyi inandıramamıştı.
Taa ki
336 metre derinlikte batırılan Japon denizaltısı bulunana kadar.
Keşfedilen denizaltının söz konusu denizaltı olduğu ve batma nedeninin
o dönem WARD’ın kullandığı mühimmat olduğu kanıtlanmış durumda.
Bir
diğer deyişle, Pasifik savaşında ilk silah çeken, bugüne kadar
söylenenin aksine Japonya değil, ABD olmuştu. Amerikan gemileri, Japon
hava saldırısı başlamadan saatler öncesinde Japon denizaltısını
batırmayı başarmıştı. Sürpriz saldırı olasılığı dikkate alınmamış ve
hiçbir şey olmamış gibi davranılmıştı.
Tüm bu veriler, ABD
yönetiminin İkinci Dünya Savaşı’na yasal yollardan girebilmek ve bu
amaçla o dönem savaşa pek sıcak bakmayan Amerikan halkını ikna
edebilmek amacıyla Japonların Pearl Harbor saldırısına göz yumduğuna
ilişkin tezleri güçlendiriyor.
Pearl Harbor saldırısında 2 bin 403 kişi ölmüş, 1178 kişi yaralanmış, onlarca savaş gemisi ve 188 savaş uçağı imha olmuştu.
NTVMSNBC
20/1/2008 | Kategori:
dunya
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
ABD seçimlerinin hiç kaybetmeyen tarafı!
ABD seçimlerinde artık başkan adaylarının finansörleri gizliliğe de
gerek duymuyor. Hatta bazı finansman şirketleri tüm adayları
destekliyor. Tüm adayları destekleyen Goldman Sachs gibi... Aslında
şirketin fayda/ maliyet analizi açısından bakıldığında oldukça pozitif
bir durum. Seçimi kim kaybederse kaybetsin, Goldman Sachs mutlaka
kazanıyor. Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül de bu şirketleri yazıyor...
Beyaz Saray ihalesi: Kimler satın alacak?
4
Kasım'da yapılacak ABD başkanlık seçimlerini kimin kazanacağına ilişkin
şu aşamada bir tahminde bulunmak elbette çok zor. Demokrat ve
Cumhuriyetçi adaylar arasındaki ön seçim yarışını kimler kazanacak?
Ardından Demokrat aday mı yoksa Cumhuriyetçi aday mı Beyaz Saray'a
oturacak? Seçimin sonucu Türk-Amerikan ilişkilerine, bölgemize,
uluslararası krizlere yansıması ne olacak? Bütün bunları zamanı gelince
tartışacağız.
Ancak bugünden net olan bir durum var ki,
aslında ABD'yi kimlerin yöneteceğini gösteriyor. Hangi aday kazanırsa
kazansın, hangi parti kazanırsa kazansın Beyaz Saray onların
kontrolünde. Hep öyle oldu, şimdi de öyle olacak. Bu yönüyle Amerikan
seçimleri demek Beyaz Saray'ın ihaleye çıkarılması demek. Her seçim
döneminde bu ihale yenilenir, ihaleyi alanlar bir dahaki seçim dönemine
kadar ABD'yi dolayısıyla da dünyayı yönetir. Ancak gariptir, her dönem
ihaleye katılanlar aynı güçlerdir. Liste pek fazla değişmez.
Hazır
başkanlık seçimleri yaklaşmışken bu konuya eğilmenin bu yıla özel bir
sebebi daha var. Malum, geçtiğimiz yıl dünya Amerikan ekonomisinin
geleceğini tartıştı. Öyle görünüyor ki, tartışma bu yıl çok daha sıcak
geçecek. Dev finans kuruluşlarının yüz yüze bulunduğu kriz, bu krizin
dünyaya nasıl fatura edileceği, ekonomik durgunluğun yol açabileceği
siyasi ve sosyal sonuçlar 2008 yılında belki de savaşlardan daha çok
konuşulacak. Bu yüzden ABD seçimleri, partiler ve adaylar ile sıkıntılı
bir döneme giren şirketlerin bu seçimlerdeki rolüne ilişkin birkaç not
aktarmak istiyorum.
Cumhuriyetcilerin favori adayı John
McCain, Mormon tarikatı mensubu Mitt Romney, kendini çoktan liderliğe
hazırlamış Hillary Clinton ya da dün Müslüman olmadığını resmen
açıklayan Barack Obama… Hangisi ABD'nin yeni lideri olacak? Aslını
sorarsanız hiç biri. Sistem, onları birer figürana dönüştürüyor.
"İktidar" onların dışında bir güç. O güçler şimdi bu isimler üzerinden
büyük ihaleye giriyor. "Büyük para"nın büyük ihalesi. İsimler değişse
de ihaleye girenler pek değişmiyor. O zaman bakalım kimler kimleri
destekliyor:

John McCain: Blank Rome LLP,
Citigroup, Bank of New York Mellon, Merrill Lynch, Goldman Sachs, JP
Morgan Chase, Credit Suisse, Lehman Brothers, Morgan Stanley, MGM
Mirage ve Univision.

Mitt Romney: Bain
Capital (kendi şirketi), Goldman Sachs, Merrill Lynch, Citigroup,
Marriott, Kirkland & Ellis, Morgan Stanley, PriceWaterhouse, JP
Morgan, UBS ve Lehman Brothers.

Rudy Giuliani:
Ernst & Young, Credit Suisse, Merrill Lynch, Citigroup, Bear
Stearns, Lehman Brothers, Bracewell & Guiliani (kendi şirketi),
Morgan Stanley, UBS, Milbank Tweed, Goldman Sachs, JP Morgan ve Bank of
America.
Her adayı finanse eden şirketler hemen hemen aynı.
Diyelim bu aday adayları Cumhuriyetçi, bu nedenle arkalarında aynı
şirketleri görüyoruz! O zaman Demokrat adaylara bakalım:

Hillary Clinton:
DLA Piper Goldman Sachs, Morgan Stanley, Citigroup, National
Amusements, Emily's List, JP Morgan, Kirkland & Ellis, Skadden
Arps, Merrill Lynch, Time Warner, Lehman Brothers, Bear Stearns, Ernst
& Young ve Blank Rome LLP.
Peki karşıtlarına göre
Müslüman, Endonezya'da medrese eğitimi almış olan ve neredeyse El
Kaideci ilan edilecek olan Barack Obama'nın finansörleri biraz farklı
olmalı değil mi? Hiç de öyle değil. Yine aynı şirketler.

Barack Obama:
Goldman Sachs, Lehman Brothers, National Amusements, JP Morgan,
Citigroup, Citadel Investments, Credit Suisse, Skadden Arps, Morgan
Stanley, Time Warner, UBS ve Harvard University..
Bazı
farklar dışında, adayların siyasi düşüncesine bakılmaksızın
finansörleri temelde aynı şirketler. Yani parayı veren, kim kazanırsa
kazansın, düdüğü çalacak. "Büyük para" işi şansa bırakmıyor ve her
adaya oynuyor. Peki seçimleri kim kazanacak! Sormaya ne gerek var.
Elbette bu şirketler. Özellikle bu yıl, ciddi oranda stres altındalar.
Bu yüzden Beyaz Saray ihalesi her zamankinden daha önemli. İhale
yapılmadan kazanan belli: Derin Amerika!
ABD seçimleri ve para ilişkisine detaylı bakmak isteyenler
http://www.opensecrets.org adlı sitede küçük bir gezinti yapabilirler
17/1/2008 | Kategori:
dunya
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Sarkozy'nin Omuzundaki Çocuk Kim ?
Dünyanın gözü önünde bir tiyatro oynanıyor. Sarkozy tiyatrosu. Daha
önce " Avrupa'nın Yeni Firavunu Sarkozy" yazımda Sarkozy'nin
III.Ramses ünvanı aldığını ve Pensilvanya'da, bir göl kenarındaki
malikanede kimler ile görüşüp hangi ayinleri yaptığını yazmıştık. Bu
yazılara fantazi gözüyle bakanlar aylar sonra Sarkozy'nin
Pensilvanya'da, bir göl kenarında Yahudi işadamının malikanesinde
tatil amaçlı gittiğini duyunca başta Fransız gizli teşkilatı ve Fransa
hükümeti olmak üzere tüm dünya çok şaşırmıştı. Oysa biz bunları aylar
önce katılmış olduğum TV programıda dahil olmak üzere deşifre etmiştik.
Daha sonra ulusal basında bu yazılar yankı buldu. Ramses ile Sarkozy
arasında ilişki kuramayanlar geçen hafta bir baktılar ki III.Ramses
Sarkozy, Ramses'in mezarını Mısır'da ziyaret ediyor.

Yetmiyor bir başka şey
daha meydana çıkıyor. Dünya medyasında II Ramses'in mezarını Sarkozy ve
Fransız devletinin yaptırdığı ortaya çıkıyor. Mısır'daki Krallar
Vadisinde gizli bir ayin yapılıyor. Bu ayine İsrailli yahudi
şeytanilerde katılıyor. Görüntülemek isteyen gazetecilere kameralar
önünde hakaret ederek korumaları tarafından uzaklaştırılıyor.
III.Ramses meselesine fantazi diye bakanlar şöyle diyorlar: Vay be !!

Hazır gündemdeyken bir
fantazi daha söyleyeyim tamamlansın. Sarkozy' nin sırtındaki çocuk
şeytaniler tarafından seçilen çocuklardan birisidir. Yeni Dünya Düzeni
krallığı için yetiştirilen çocuklardan biri. Çocuğun bir eli neden
sarılı? Yahudiler ve haçlılar için önemli olan tarihi Petra
Tapınağı'nın çıkışında bu çocuğu omuzuna alarak acaba ne mesajı
veriyor? Fantazi severlere bir bulmaca.

Çocuğun eli neden sarılı
sorusuna gelince, acaba "melâmi savaşları" kitabında yazdığım gibi bu
çocukların ellerinin ve derilerinin altına yüzlerce volta dayanıklı
özel ameliyat ve operasyonlarla nesneler mi yerleştirdiler? Bu da
sadece fantazi. Bu konuları "melâmi savaşları"ında ve bazı
röportajlarda birkaç kez anlattığım için çokca vaktinizi almak
istemiyorum. Sarkozy göreve yeni başladı. (Malum göreve) Bu arada
Vatikan'da çatırdadı. Bende yeni fantaziler yazmak için III. Ramses
Sarkozy'yi izlemeye devam edeceğim. Film bitene kadar hep beraberiz
merak etmeyin.
Sevgilerimle
Oktan Keleş/netpano.com
oktankeles@gmail.com
9/1/2008 | Kategori:
dunya
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Amerika'dan Hıristiyan Kıptiler'e büyük yardım
Amerika'dan Hıristiyan Kıptiler'e büyük yardım
ABD'nin Mısır'a yaptığı yardımların büyük bir bölümünün Hırsitiyan Kıptiler için kullanılmasını şart koştuğu ortaya çıktı.
Amerika’nın Mısır’a yıllık yardımının büyük bir bölümünü bu ülkedeki Hıristiyan Kıptiler’e gönderdiği ortaya çıktı.
Washington,
askeri yardımların haricinde Mısır’a yaptığı yardımların %50’den
fazlasının Mısır Hükümeti’nin onayına gerek kalmadan sivil toplum
kuruluşlarına harcanmasını ve üçte birinin de ABD’den yeni silahlar
satın alımında kullanılmasını şart koşuyor.
Kongre Araştırmalar
Merkezi (CRS)’in yayınladığı bir raporda, Amerika’nın Mısır’a yaptığı
yardımlara bazı şartlar getirildiği bildirildi.
HIRİSTİYAN KIPTİLERİ GÜÇLENDİRME PROGRAMI
Raporda,
yardımın şartlarını belirleyen Amerikan Kongre üyelerinin ABD Dışişleri
Bakanlığı’na, Mısır’da sivil toplum kuruluşlarına verilecek ve insan
hakları alanında kullanılacak yardımların Hıristiyan Kıptiler’e
yönlendirilmesini önerdiği bildirildi.
Amerika’da Temmuz ayı
başında yayınlanan bir başka raporda da, Washington’ın son yıllarda
Mısır’a yaptığı yardım politikasını Hıristiyan Kıptiler’i güçlendirmek
üzere değiştirdiği ifade edilmişti.
Mısır, İsrail’den sonra dünyada en fazla Amerikan yardımı alan ülkelerin başında geliyor.
SİLAH YARDIMI
Kongre
Araştırmalar Merkezi’nin raporuna göre, Birleşik Devletler Mısır’daki
sivil toplum örgütlerine 50 milyon dolar yardım yapacağı ve bu yardımın
sivil toplum örgütleri tarafından Mısır Hükümeti’nin onayına gerek
olmadan kullanılacağı bildirildi.
Raporada, ABD’nin 2008’de
Mısır’a 1.3 milyar dolar civarında askeri yardımda bulunacağı ve bunun
%30’unun Sovyet yapımı eski silahların yerine yeni Amerikan
silahlarının alımında kullanılacağı ifade edildi.
Dünya Bülteni
2/8/2007 | Kategori:
dunya
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Filistinliler sınır kapısında ölüyor
Hamas'ın Gazze'de kontrolü ele geçirmesinin ardından 45 gün geçti. O günlerde kapatılan Refah sınır kapısı hala açılmadı.
Yaklaşık
6 bin Filistinli, ticaret veya tedavi görme gibi nedenlerle gittikleri
Mısır'dan Gazze'ye geri dönemiyor. Her gün Mısır'ın Refah kentinden
sınıra kadar gidip gelen Filistinliler insani krizin eşiğinde.
Artık otellere verecek parası kalmayan yüzlerce kişi sınır bölgesinde yerlere serdikleri battaniyelerin üzerinde yatıyor.
Sınır
kapısının kontrolünü elinde tutan İsrail, uluslararası gözlemcilerin
sınırdan ayrılmasını gerekçe göstererek geçişe izin vermiyor.
"45 günde 19 Filistinli öldü"
Sınırda
bekletilen ağır hastalar artık bu duruma dayanmakta zorluk çekiyor.
Filistinli gazeteci İsa Cabir’e göre 45 günde 19 Filistinli sınırda
hayatını kaybetti.
Cabir "Bekletilenlerin çoğu sağlık
sorunu yaşayan insanlar. El Mizan İnsan Hakları Merkezi’nin bugün
yaptığı açıklamaya göre 19 Filistinli öldü. İsrail bu ölülerin
gömülebilmesi için Gazze Şeridi'ne giriş izni verdi. Bekletilenlerin
165'i sürekli tedaviye ihtiyaç duyan ağır hastalar. Sınır kontrolünü
elinde tutan İsrail, geçişe asla izin vermeyeceğini belirtiyor.”
2006
Haziran ayında İsrail askeri Gilad Şalit'in kaçırılmasından sonra Refah
sınır kapısı on kez kapanıp açılmıştı. Hamas'ın Gazze'yi ele
geçirmesinin ardından İsrail sınır geçişini süresiz kapattı.
CNN
26/7/2007 | Kategori:
dunya
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Adnan Menderesin Asılması-Video
25/1/2007 | Kategori:
dunya
|
Yorum (51) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
<Önceki Yazılar
|
Sonraki Yazılar>