Darbenin Gizli Emirleri!

Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir tarafından hazırlanan 6 Mayıs 1997 tarihli “Batı Harekat Konsepti” başlıklı gizli belgede “irtica” ile mücadele adı altında yapılması gerekenler anlatılıyor.

[Devamı]

İşte infaz timlerinin lideri!

Silopi ve Cizre'de yapılan kazılardan sonra Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan 8 kişiden bazıları bölgede "Sarı Levent" olarak bilinen...

[Devamı]

Dünya basını: Türkiye krize itildi

Anayasa Mahkemesi'nin, AKP'yi kapatma davasını kabul etmesi dünyada büyük yankı buldu. Davanın açılması ile Türkiye'nin siyasi ve ekonomik istikrarının riske atıldığı yorumlarını yapan yabancı medya, “Türkiye, krize atıldı”, "Başarılı ekonomik canlanmanın geleceği riskte", "Türkiye siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkla karşı karşıya", “Patlama tehlikesini içeren dava”, “Ciddi istikrarsızlık yaratılabilir” gibi görüşleri dile getirdi.

GUARDİAN: “TÜRKİYE KRİZE İTİLDİ” -

İngiliz The Guardian da, Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile “ülkeye krize atıldığı” yorumunu yaptı. Gazete, “Ankara'nın laik elit ile yeni sınıf muhafazakar reformcu Müslümanlar arasındaki güç mücadelesinin Türkiye'nin AB iddiasına zedeleyeceğini ve yabancı sermayeyi caydıracağını" yazdı.

WT: “BAŞARILI EKONOMİK CANLANMANIN GELECEĞİ RİSKTE”-

Washington Times de, “Türkiye'de en yüksek mahkeme, potansiyel bir kriz yaratabilecek bir davayı başlatmaya karar verdi” değerlendirmesini yaptı. Gazete, Türkiye'nin AB başvurusu ve başarılı ekonomik canlanmasının geleceğinin riskte olduğunu yazdı.

NYT: “PATLAMA TEHLİKESİNİ İÇEREN DAVA”-

New York Times de, “Türkiye'deki mahkeme patlama tehlikesini içeren bir davayı kabul etti” başlıklı haberinde mahkeme kararının Türkiye'yi “Dindar ile laik Türkler arasındaki nihai çatışmaya da yakınlaştırdı” görüşünü dile getirdi.

İNDEPENDENT: “AKP'NİN ANAYASA DEĞİŞTİRME PLANI ÇOK TEHLİKELİ”-

İngiliz The İndependent de, “Türkiye'de iktidar partisinin 'fazla dindar' olduğu için yargılanacak” başlığını kullandığı haberinde analistlere dayanarak AKP'nin anayasayı değiştirme planının siyasi olarak “çok tehlikeli” olacağını da yazdı.

FT: “TÜRKİYE SİYASİ VE EKONOMİK BELİRSİZLİKLE KARŞI KARŞIYA”-

Ekonomi gazetesi Financial Times de, “Türkiye, aylarca sürebilecek siyasi ve ekonomik belirsizlik ile karşı karşıya” diye yazdı. Gazete, Anayasa Mahkemesinin kararının İstanbul borsasını düşürdüğünü de belirtti.

LE MONDE: “MAHKEME YEŞİL IŞIK YAKTI”-

Fransız Le Monde, “Anayasa Mahkemesi, AKP'nin yasaklanması talebinin incelenmesine yeşil ışık yaktı” diye yazdı. Gazete, kararın oy birliği ile alındığına da dikkat çekti.

WP: “TÜRBAN TÜRKİYE'DE SİYASİ SEMBOL”-

Washington Post'da yayınlanan bir köşe yazısında başsavcının iddianamesinde önemli bir yer işgal eden türbanın Türkiye ve başka yerlerde saf bir dini seçim meselesi olmadığı, “siyasi sembol” olduğu görüşü dile getirildi.

EL PAİS: “CİDDİ SİYASİ İSTİKRARSIZLIK YARATILABİLİR”-

İspanyol El Pais de, “Türkiye'deki Anayasa Mahkemesi, iktidardaki ılımlı İslami Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yasaklanmasına ilişkin süreci başlatma kararını aldı. Bunun da, AB'ye aday bu ülkede ciddi bir siyasi istikrarsızlığı yaratabilir” yorumunu yaptı.

DW: “KAPATMA DAVASI KABUL EDİLDİ”-

Alman yayın kurumu Deutsche Welle de, “Anayasa Mahkemesi, AKP hakkında kapatılması istemiyle Yargıtay'ın hazırladığı iddianameyi kabul etti. Bu aşamadan sonra ön savunmasını yapması için iddianame AKP'ye gönderilecek” dedi

1/4/2008 | Kategori: dunya | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Mescid-i Aksa çökmeye başladı

İsrail’in Mescid-i Aksa’nın altında yaptığı kazı çalışmaları tehlikeli boyutlara ulaştı. Mecid’in etrafında yer yer çöküntüler oluşuyor.

Kemal GÜMÜŞ’ün haberi
Terör devleti İsrail’in, direnişin ve özgürlüğün vazgeçilmez sembolü olan el-Aksa Mescidine yönelik sürdürdüğü yıkım çalışmaları tehlikeli boyutlara ulaştı. Siyonist İsrail’in bir yandan Filistinlilere uyguladığı soykırımlar sürerken öbür yandan Mescid-i Aksa’nın altını kazarak yıkımı hızlandırmak için çalışmalara hız verdiği bildirildi.
İki hafta önce Mescid-i Aksanın avlusunda ki Eşrefiye Medresesi’nin avlusunda meydana gelen göçüklerin fotoğrafları Mescid-i Aksa’nın karşı karşıya kaldığı tehlikeyi bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Siyonist İsrail’in yıllardır çeşitli bahaneler ileri sürerek sürdürdüğü kazı çalışmaları nedeniyle bundan 15 gün önce Mescid-i Aksa’nın avlusundaki Eşrefiye Medresesi’nin karşısında bulunan Kaytabay yolunun çökmesi kazıların ulaştığı tehlikeli boyutları İslam aleminin ayağa kaldıracak nitelikte.

İSRAİL ATEŞLE OYNUYOR
Bir programa katılmak üzere Türkiye’de misafir olan Filistin İslami Hareket Lideri Raad Salah, Siyonist İsrail’in ateşle oynadığını ifade ederek konuyla ilgili Vakit’e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Terör devletinin Filistin ve Mescid-i Aksa üzerindeki işgali ile kirli emellerinin hiç bir zaman gerçekleşemeyeceğini belirten Salah, terör devletinin El-Aksa’yı yıkmaya çalışarak ateşle oynadığını ve sonunu hızlandırdığını söyledi. Terör devleti İsrail’in Mescidi Aksaya’ı sanal bir deprem süsü verdirerek uygun bir zamanda yıkmayı planladığını vurgulayan Salah, “Yahudiler el-Aksa’yı yıkmak için dünyanın her yerinde seferber olmuş. Amaçları el- Aksa’yı yıkarak yerine dünyanın en büyük havrasını inşa etmektir” dedi. Siyonist İsrail’in bir takım turistik projeler adı altında kazılara hız verdiğini anlatan Salah, İsrail’in bu amaçla dünya Yahudileri arasında ciddi bir maddi kampanya başlattığını vurguladı. Mescid-i Aksa’nın altındaki tünel kazma çalışmalarının 1967 yılından beri başladığına dikkat çeken Salah, “İsrail şuanda Mescid-i Aksa altında kazdığı tünellerde bir havra yapmış ve burada ibadet ediyorlar. Ayrıca yine bu tünellerin içinde ‘Nesillerin Kafilesi’ adında da bir müze kurmuşlar. İsrail dünya kamuoyuna bu çalışmalarla ilgili bir rapor dağıtıyor. Bu raporda Mescid-i Aksa ile ilgili tehlikeli konular yer alıyor” dedi.

İSTANBUL’DA BİR CAMİ YIKILSA DÜNYA AYAĞA KALKAR, YA EL- AKSA
İsrail’in Mescid-i Aksa etrafında turistik düzenleme bahanesiyle hazırladığı rapora göre Mescid-i Aksa’nın altında üç namazgâh bulunduğunu ifade eden Salah, “Yahudilerin amacı kazdıkları tünellerle sözde bu namazgâhları bularak, ibadetlerini burada yapacaklar. Burada dünyanın en büyük havrasını kurmak istiyorlar. Bir diğer projeleri de burada bir Yahudi medresesi olduğuna yöneliktir. Güya bir Yahudi medresesi varmış. Bu medreseyi yeniden inşa etmek için çalışıyorlar. Bu projeyi tamamlamışlar. Projenin maliyeti 16 milyon dolar. Başka bir proje daha var. Burada rahmet mezarlığı adında sahabelerinde bulunduğu bir mezarlık var. Burayı yıkıp buradan metro geçirmeyi düşünüyorlar. Şimdi İstanbul’da bir cami, Allah korusun, tecavüze uğrasa bütün Türkiye ayağa kalkar. Şu anda Mescid-i Aksa tecavüze uğruyor ve herkesin buna tepki göstermesi lazım. Buna inanıyorum ki el -Aksa davası zafere ulaşacaktır. Çünkü Mescid-i Aksa daha öncede birkaç kez işgal edilmişti. İşgal edenler tarihe karıştı fakat Mescid-i Aksa hala ayakta. İnşallah İsrail de tarihe karışacaktır” şeklinde konuştu.


VAKİT

3/3/2008 | Kategori: dunya | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

İsrail katliam yapıyor! / Foto

İsrail katliam yapıyor! / Foto


İsrail güçleri önceki gün Gazze'de sivillere ait evleri füzeyle vurma kararı aldı.

İsrail güçleri bu gece yarısından sonra ise Gazze'ye karadan girdi. Özel timler tank ve buldozerler eşliğinde geniş çaplı bir operasyon başlattı.

İsrail ordusunun, Gazze Şeridi'ne tank ve buldozerlerle yaptığı saldırı sonucu ölenlenin sayısı 40'a yaklaştı. Filistinlilerin kayıpları her geçen saat artıyor.

Saldırıların ne kadar süreceği bilinmiyor. Ancak İsrail ordusunun yığınakları hala sürüyor.

İsrail tarafından fırlatılan bir füze, tam öğle saatlerinde Çebaliye'de bir sokakta, kalabalığın ortasına düştü. Yerel kaynaklar, ambulansların, buradan hemen hepsi çocuk 7 kişinin cesedini hastaneye taşıdıklarını bildirdi. Aynı bölgede, 10'dan fazla kişinin yaralandığı belirtiliyor.

Beyt Lahya'daki Kemal Edvan hastanesi doktorlarından Muhammed Sultan, hastanelerine getirilen ölüler arasında henüz bir haftalık bir bebeğin, çocukların, 3 kadının ve bir doktorun bulunduğunu açıkladı.

Doktor Sultan, hastanedeki ölülerin yaklaşık yarısına yakınının, bombardımana tutulan evlerden taşındığını bildirdi. Yaralıların sayısı tam bilinmemekle birlikte, 100'den fazla olduğu sanılıyor. Beyt Lahya'daki iki hastanenin yaralılarla dolup taştığı ve doktorların yaralılara müdahaleye yetişemediği, her geçen saat yeni ölü ve yaralılar geldiği belirtiliyor.

 Bölgeden kareler:



1/3/2008 | Kategori: dunya | Yorum (3) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ABD hakkında korkunç iddia!

Dönemin ABD Başkanı Roosevelt ve danışmanlarının, Avrupa’da gerçekleşen 2. Dünya Savaşı’na savaşa sıcak bakmayan ABD halkını, savaşa girmeye ikna etmek için, Japonya’nın Pearl Harbour saldırısına göz yumduğu öne sürüldü.

Japonların 7 Aralık 1941 tarihinde Pasifik Okyanusu’ndaki Hawaii takım adalarında bulunan Pearl Harbor’a yönelik sürpriz saldırısı, ABD’yi İkinci Dünya Savaşı’nın içine sürüklemişti. En azından bugüne kadar böyle biliniyordu.
Haberin devamı

Fransız-Alman kültür kanalı ARTE’de yayımlanan bir belgeselde bu ezberi bozacak iddialar ortaya atıldı. İddiaya göre ABD yönetiminin, Japonların sürpriz saldırısından haberi vardı; ancak bu saldırıya bilinçli bir şekilde göz yumuldu.

Gerekçe ise tüyler ürpertici; dönemin başkan Roosevelt ve danışmanlarının, ABD topraklarından çok uzaklarda Avrupa’da gerçekleşen savaşa pek sıcak bakmayan ABD halkını, savaşa yasal biçimde girmeye ikna etmek.

Bu iddialar, yakın bir geçmişte, Hawaii’de Oahu körfezinde 366 metre derinlikte keşfedilen batık bir Japon denizaltısına dayandırılıyor.

O tarihlerde Pearl harbor açıklarında seyrden WARD adlı Amerikan torpido muhribi, saldırıdan önce Japonların Pearl Harbor’ı bombalamak için gönderdiği mini denizaltıyı farketmiş ve takibe almıştı.

Olay, o dönem ABD’nin Pasifik’teki donanmasının komutanı olan Amiral Kimmel’e aktarılmış, ancak Kimmel, şaşılacak biçimde konuyu dikkate almamıştı.

O anda WARD içinde mühimmat görevlisi olan Willet Lehner de, ilerleyen yıllarda, takip sırasında denizaltıyı vurmak için bombalar attıklarını söylemiş ancak bu versiyona kimseyi inandıramamıştı.

Taa ki 336 metre derinlikte batırılan Japon denizaltısı bulunana kadar. Keşfedilen denizaltının söz konusu denizaltı olduğu ve batma nedeninin o dönem WARD’ın kullandığı mühimmat olduğu kanıtlanmış durumda.

Bir diğer deyişle, Pasifik savaşında ilk silah çeken, bugüne kadar söylenenin aksine Japonya değil, ABD olmuştu. Amerikan gemileri, Japon hava saldırısı başlamadan saatler öncesinde Japon denizaltısını batırmayı başarmıştı. Sürpriz saldırı olasılığı dikkate alınmamış ve hiçbir şey olmamış gibi davranılmıştı.

Tüm bu veriler, ABD yönetiminin İkinci Dünya Savaşı’na yasal yollardan girebilmek ve bu amaçla o dönem savaşa pek sıcak bakmayan Amerikan halkını ikna edebilmek amacıyla Japonların Pearl Harbor saldırısına göz yumduğuna ilişkin tezleri güçlendiriyor.
Pearl Harbor saldırısında 2 bin 403 kişi ölmüş, 1178 kişi yaralanmış, onlarca savaş gemisi ve 188 savaş uçağı imha olmuştu.


NTVMSNBC

20/1/2008 | Kategori: dunya | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ABD seçimlerinin hiç kaybetmeyen tarafı!

ABD seçimlerinde artık başkan adaylarının finansörleri gizliliğe de gerek duymuyor. Hatta bazı finansman şirketleri tüm adayları destekliyor. Tüm adayları destekleyen Goldman Sachs gibi... Aslında şirketin fayda/ maliyet analizi açısından bakıldığında oldukça pozitif bir durum. Seçimi kim kaybederse kaybetsin, Goldman Sachs mutlaka kazanıyor. Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül de bu şirketleri yazıyor...

Beyaz Saray ihalesi: Kimler satın alacak?

4 Kasım'da yapılacak ABD başkanlık seçimlerini kimin kazanacağına ilişkin şu aşamada bir tahminde bulunmak elbette çok zor. Demokrat ve Cumhuriyetçi adaylar arasındaki ön seçim yarışını kimler kazanacak? Ardından Demokrat aday mı yoksa Cumhuriyetçi aday mı Beyaz Saray'a oturacak? Seçimin sonucu Türk-Amerikan ilişkilerine, bölgemize, uluslararası krizlere yansıması ne olacak? Bütün bunları zamanı gelince tartışacağız.

Ancak bugünden net olan bir durum var ki, aslında ABD'yi kimlerin yöneteceğini gösteriyor. Hangi aday kazanırsa kazansın, hangi parti kazanırsa kazansın Beyaz Saray onların kontrolünde. Hep öyle oldu, şimdi de öyle olacak. Bu yönüyle Amerikan seçimleri demek Beyaz Saray'ın ihaleye çıkarılması demek. Her seçim döneminde bu ihale yenilenir, ihaleyi alanlar bir dahaki seçim dönemine kadar ABD'yi dolayısıyla da dünyayı yönetir. Ancak gariptir, her dönem ihaleye katılanlar aynı güçlerdir. Liste pek fazla değişmez.

Hazır başkanlık seçimleri yaklaşmışken bu konuya eğilmenin bu yıla özel bir sebebi daha var. Malum, geçtiğimiz yıl dünya Amerikan ekonomisinin geleceğini tartıştı. Öyle görünüyor ki, tartışma bu yıl çok daha sıcak geçecek. Dev finans kuruluşlarının yüz yüze bulunduğu kriz, bu krizin dünyaya nasıl fatura edileceği, ekonomik durgunluğun yol açabileceği siyasi ve sosyal sonuçlar 2008 yılında belki de savaşlardan daha çok konuşulacak. Bu yüzden ABD seçimleri, partiler ve adaylar ile sıkıntılı bir döneme giren şirketlerin bu seçimlerdeki rolüne ilişkin birkaç not aktarmak istiyorum.

Cumhuriyetcilerin favori adayı John McCain, Mormon tarikatı mensubu Mitt Romney, kendini çoktan liderliğe hazırlamış Hillary Clinton ya da dün Müslüman olmadığını resmen açıklayan Barack Obama… Hangisi ABD'nin yeni lideri olacak? Aslını sorarsanız hiç biri. Sistem, onları birer figürana dönüştürüyor. "İktidar" onların dışında bir güç. O güçler şimdi bu isimler üzerinden büyük ihaleye giriyor. "Büyük para"nın büyük ihalesi. İsimler değişse de ihaleye girenler pek değişmiyor. O zaman bakalım kimler kimleri destekliyor:

http://nazret.com/blog/media/blogs/new/john_mccain.jpg

John McCain: Blank Rome LLP, Citigroup, Bank of New York Mellon, Merrill Lynch, Goldman Sachs, JP Morgan Chase, Credit Suisse, Lehman Brothers, Morgan Stanley, MGM Mirage ve Univision.

http://conservativethoughts.us/wp-content/uploads/2007/09/romney.jpg

Mitt Romney: Bain Capital (kendi şirketi), Goldman Sachs, Merrill Lynch, Citigroup, Marriott, Kirkland & Ellis, Morgan Stanley, PriceWaterhouse, JP Morgan, UBS ve Lehman Brothers.

http://www.ontheissues.org/Rudy_Giuliani.jpg

Rudy Giuliani: Ernst & Young, Credit Suisse, Merrill Lynch, Citigroup, Bear Stearns, Lehman Brothers, Bracewell & Guiliani (kendi şirketi), Morgan Stanley, UBS, Milbank Tweed, Goldman Sachs, JP Morgan ve Bank of America.

Her adayı finanse eden şirketler hemen hemen aynı. Diyelim bu aday adayları Cumhuriyetçi, bu nedenle arkalarında aynı şirketleri görüyoruz! O zaman Demokrat adaylara bakalım:

http://i.realone.com/assets/rn/img/6/1/5/1/11111516-11111519-slarge.jpg

Hillary Clinton: DLA Piper Goldman Sachs, Morgan Stanley, Citigroup, National Amusements, Emily's List, JP Morgan, Kirkland & Ellis, Skadden Arps, Merrill Lynch, Time Warner, Lehman Brothers, Bear Stearns, Ernst & Young ve Blank Rome LLP.

Peki karşıtlarına göre Müslüman, Endonezya'da medrese eğitimi almış olan ve neredeyse El Kaideci ilan edilecek olan Barack Obama'nın finansörleri biraz farklı olmalı değil mi? Hiç de öyle değil. Yine aynı şirketler.

http://www.nationalclergycouncil.org/images/Barack%20Obama%20Official%20small.jpg
Barack Obama: Goldman Sachs, Lehman Brothers, National Amusements, JP Morgan, Citigroup, Citadel Investments, Credit Suisse, Skadden Arps, Morgan Stanley, Time Warner, UBS ve Harvard University..

Bazı farklar dışında, adayların siyasi düşüncesine bakılmaksızın finansörleri temelde aynı şirketler. Yani parayı veren, kim kazanırsa kazansın, düdüğü çalacak. "Büyük para" işi şansa bırakmıyor ve her adaya oynuyor. Peki seçimleri kim kazanacak! Sormaya ne gerek var. Elbette bu şirketler. Özellikle bu yıl, ciddi oranda stres altındalar. Bu yüzden Beyaz Saray ihalesi her zamankinden daha önemli. İhale yapılmadan kazanan belli: Derin Amerika!

ABD seçimleri ve para ilişkisine detaylı bakmak isteyenler http://www.opensecrets.org adlı sitede küçük bir gezinti yapabilirler

17/1/2008 | Kategori: dunya | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Sarkozy'nin Omuzundaki Çocuk Kim ?

Dünyanın gözü önünde bir tiyatro oynanıyor. Sarkozy tiyatrosu. Daha önce " Avrupa'nın  Yeni Firavunu  Sarkozy" yazımda Sarkozy'nin III.Ramses ünvanı aldığını ve Pensilvanya'da, bir göl kenarındaki malikanede kimler ile görüşüp hangi ayinleri yaptığını yazmıştık. Bu yazılara  fantazi gözüyle bakanlar  aylar sonra Sarkozy'nin Pensilvanya'da, bir göl kenarında Yahudi işadamının  malikanesinde tatil amaçlı gittiğini duyunca başta Fransız gizli teşkilatı ve Fransa hükümeti olmak üzere tüm dünya çok şaşırmıştı. Oysa biz bunları aylar önce katılmış olduğum TV programıda dahil olmak üzere deşifre etmiştik. Daha sonra ulusal basında bu  yazılar yankı buldu. Ramses ile Sarkozy arasında ilişki kuramayanlar geçen hafta bir baktılar ki III.Ramses Sarkozy,  Ramses'in mezarını Mısır'da ziyaret ediyor.

Yetmiyor bir başka şey daha meydana çıkıyor. Dünya medyasında II Ramses'in mezarını Sarkozy ve Fransız devletinin yaptırdığı ortaya çıkıyor.  Mısır'daki Krallar Vadisinde gizli bir ayin yapılıyor.  Bu ayine İsrailli yahudi şeytanilerde katılıyor. Görüntülemek isteyen gazetecilere kameralar önünde hakaret ederek korumaları tarafından uzaklaştırılıyor. III.Ramses meselesine fantazi diye bakanlar şöyle diyorlar: Vay be !!

Hazır gündemdeyken bir fantazi daha söyleyeyim  tamamlansın. Sarkozy' nin sırtındaki çocuk şeytaniler tarafından seçilen çocuklardan birisidir. Yeni Dünya Düzeni krallığı için yetiştirilen çocuklardan biri. Çocuğun  bir eli neden sarılı? Yahudiler ve haçlılar için önemli olan tarihi Petra Tapınağı'nın çıkışında bu çocuğu omuzuna alarak acaba ne mesajı veriyor? Fantazi severlere bir bulmaca.

Çocuğun eli neden sarılı sorusuna gelince, acaba "melâmi savaşları" kitabında yazdığım gibi bu çocukların ellerinin ve derilerinin altına yüzlerce volta dayanıklı özel ameliyat ve operasyonlarla nesneler mi yerleştirdiler?  Bu da sadece fantazi. Bu konuları "melâmi savaşları"ında ve bazı röportajlarda birkaç   kez anlattığım  için çokca vaktinizi almak istemiyorum. Sarkozy göreve yeni başladı. (Malum göreve) Bu arada Vatikan'da çatırdadı. Bende yeni fantaziler yazmak  için III. Ramses Sarkozy'yi  izlemeye devam  edeceğim. Film bitene kadar hep beraberiz merak etmeyin.

Sevgilerimle


Oktan Keleş/netpano.com

oktankeles@gmail.com

9/1/2008 | Kategori: dunya | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Amerika'dan Hıristiyan Kıptiler'e büyük yardım

Amerika'dan Hıristiyan Kıptiler'e büyük yardım
ABD'nin Mısır'a yaptığı yardımların büyük bir bölümünün Hırsitiyan Kıptiler için kullanılmasını şart koştuğu ortaya çıktı.

 


Amerika’nın Mısır’a yıllık yardımının büyük bir bölümünü bu ülkedeki Hıristiyan Kıptiler’e gönderdiği ortaya çıktı.

Washington, askeri yardımların haricinde Mısır’a yaptığı yardımların %50’den fazlasının Mısır Hükümeti’nin onayına gerek kalmadan sivil toplum kuruluşlarına harcanmasını ve üçte birinin de ABD’den yeni silahlar satın alımında kullanılmasını şart koşuyor.

Kongre Araştırmalar Merkezi (CRS)’in yayınladığı bir raporda, Amerika’nın Mısır’a yaptığı yardımlara bazı şartlar getirildiği bildirildi.

HIRİSTİYAN KIPTİLERİ GÜÇLENDİRME PROGRAMI

Raporda, yardımın şartlarını belirleyen Amerikan Kongre üyelerinin ABD Dışişleri Bakanlığı’na, Mısır’da sivil toplum kuruluşlarına verilecek ve insan hakları alanında kullanılacak yardımların Hıristiyan Kıptiler’e yönlendirilmesini önerdiği bildirildi.

Amerika’da Temmuz ayı başında yayınlanan bir başka raporda da, Washington’ın son yıllarda Mısır’a yaptığı yardım politikasını Hıristiyan Kıptiler’i güçlendirmek üzere değiştirdiği ifade edilmişti.

Mısır, İsrail’den sonra dünyada en fazla Amerikan yardımı alan ülkelerin başında geliyor.

 SİLAH YARDIMI

 Kongre Araştırmalar Merkezi’nin raporuna göre, Birleşik Devletler Mısır’daki sivil toplum örgütlerine 50 milyon dolar yardım yapacağı ve bu yardımın sivil toplum örgütleri tarafından Mısır Hükümeti’nin onayına gerek olmadan kullanılacağı bildirildi.

 Raporada, ABD’nin 2008’de Mısır’a 1.3 milyar dolar civarında askeri yardımda bulunacağı ve bunun %30’unun Sovyet yapımı eski silahların yerine yeni Amerikan silahlarının alımında kullanılacağı ifade edildi.



 Dünya Bülteni

2/8/2007 | Kategori: dunya | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Filistinliler sınır kapısında ölüyor

Hamas'ın Gazze'de kontrolü ele geçirmesinin ardından 45 gün geçti. O günlerde kapatılan Refah sınır kapısı hala açılmadı.

Yaklaşık 6 bin Filistinli, ticaret veya tedavi görme gibi nedenlerle gittikleri Mısır'dan Gazze'ye geri dönemiyor. Her gün Mısır'ın Refah kentinden sınıra kadar gidip gelen Filistinliler insani krizin eşiğinde.

Artık otellere verecek parası kalmayan yüzlerce kişi sınır bölgesinde yerlere serdikleri battaniyelerin üzerinde yatıyor.

Sınır kapısının kontrolünü elinde tutan İsrail, uluslararası gözlemcilerin sınırdan ayrılmasını gerekçe göstererek geçişe izin vermiyor.

"45 günde 19 Filistinli öldü"

Sınırda bekletilen ağır hastalar artık bu duruma dayanmakta zorluk çekiyor. Filistinli gazeteci İsa Cabir’e göre 45 günde 19 Filistinli sınırda hayatını kaybetti.

Cabir "Bekletilenlerin çoğu sağlık sorunu yaşayan insanlar. El Mizan İnsan Hakları Merkezi’nin bugün yaptığı açıklamaya göre 19 Filistinli öldü. İsrail bu ölülerin gömülebilmesi için Gazze Şeridi'ne giriş izni verdi. Bekletilenlerin 165'i sürekli tedaviye ihtiyaç duyan ağır hastalar. Sınır kontrolünü elinde tutan İsrail, geçişe asla izin vermeyeceğini belirtiyor.”

2006 Haziran ayında İsrail askeri Gilad Şalit'in kaçırılmasından sonra Refah sınır kapısı on kez kapanıp açılmıştı. Hamas'ın Gazze'yi ele geçirmesinin ardından İsrail sınır geçişini süresiz kapattı.

CNN


26/7/2007 | Kategori: dunya | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Adnan Menderesin Asılması-Video


25/1/2007 | Kategori: dunya | Yorum (51) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>