Türkiyenin Başı Sağolsun
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu dahil 6 kişiyi taşıyan ve önceki gün Kahramanmaraş'ta düşen helikopterin enkazı, saat 15.00 sıralarında Keş Dağı eteklerinde bulundu. Helikopterdekilerin tamamının hayatını kaybettiği anlaşıldı
CNN Türk muhabiri Fatih Portakal: Yukarda konuştuğumuz korucular 5 cansız bedene ulaştıklarını söylemişlerdi. 6 ceset bulunmamıştı umut vardı. Başka bir korucuya Osman Yılmaz'a ulaştık. 6 kişinin cesedine de ulaştılar. Bu cesedin Muhsin Yazıcıoğlu'na ait olduğu anlaşıldı." dedi. Bu sırada BBP'li bazı partililer muhabir ve kameramanlara saldırdı.

27/3/2009 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Bunlar Nedir?!
Anadolu Ajansı’nın büyük gazetelerin internet ortamlarına, yarın da gazetelerine büyük ihtimalle yansıyacak haberi şöyle;
Resmi ziyaret için 5 Nisanda Türkiye'ye gelmesi beklenen ABD Başkanı Barack Obama'dan önce, 9 kamyon eşya havayoluyla Ankara'ya getirildi.
Esenboğa Havalimanı'na 08.20'de inen Amerikan Hava Kuvvetlerine ait C5 Herkül tipi askeri uçak, ABD Başkanı Obama'nın ziyaretinde kullanılacak eşyalarla Amerikalı basın mensuplarının malzemelerini getirdi.
Uçaktan 2 saati aşkın sürede boşaltılan eşyalar, özel kargo şirketinin 8 kamyonu ile ABD Büyükelçiliğine ait kamyona yüklendi. Uçaktan inen çok sayıda Amerikalı da tahsis edilen otobüsle havaalanından ayrıldı.
Eşyaların yüklendiği kamyonları kullanan Türk şoförlere Amerikalıların da eşlik ettiği görüldü. Polis ekipleri korumasındaki kamyonların, Obama'nın ziyareti sırasında kalacağı otele doğru hareket ettiği öğrenildi.”
Bu haberden sonra da, gelen malzeme ve personeli görüntüleyen resimler okurlara yansıtıldı. Ama içlerindeki bir karede, uçağın hemen yanında, üstü örtülü duran zırhlı ve paletli araçlar bulunuyor.

Biz sadece soralım: Bunlar nedir? Ne için kullanılacak? Bu tür araçlar için Türkiye izin verdi mi?
Bu araçlar Obama’yı korumak içinse, burası Türkiye, Bağdat değil. Nasıl bir saldırıdan korkuluyor ki?
iyibilgi.com
25/3/2009 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Cumhuriyet yazarları sonunda zıvanadan çıktı!
Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın kitaplarını imzalamak için bir araya gelen yazarlar, hükümeti devirmek için çalışacaklarına yemin etti.
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın kitaplarını imzalamak için bir araya gelen yazarlar, hükümeti devirmek için çalışacaklarına yemin etti.
Deniz Som, "Hükümetin devrilmesi için çalışmazsam namerdim" derken; Ümit Zileli ise hükümetin yıkılmasında birazcık pay sahibi olabilmeleri halinde onur duyacaklarını söyledi.
Atatürk Kültür Merkezi'nde açılan kitap fuarında bir araya gelen Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Deniz Som, Ali Şirmen, Alev Coşkun, Ümit Zileli ve Serdar Kızık, tutuklanan Mustafa Balbay'ın kitaplarını imzaladı.
Daha sonra yazarlar, okuyuculara bir takım konuşmalar yaptı. Bursa'daki kitap fuarında söylenen "Bu hükümeti yıkmak benim görevimdir" sözünü hatırlatan Deniz Som, "Demokratik hakları kullanarak bu hükümetin devrilmesi için çalışmazsam namerdim." dedi.
Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Ümit Zileli ise Mustafa Balbay'ın söylediği her söz, yazdığı her yazı ve konferansta söylediklerinin altına sadece imza atmayacağını, bundan şeref duyacağını belirtti.
"Biz bu hükümetin yıkılması gerektiğini yıllardır yazıyoruz." diyen Zileli, bütün hakları sonuna dek kullanarak bu hükümetin yıkılmasında birazcık pay sahibi olabilmeleri halinde bundan onur duyacaklarını vurguladı.
Kendilerine yapıştırılmaya kalkışılan suçların ancak göğüslerinde birer şeref nişanesi olacağını dile getiren Zileli, "Hele adlarını anmayı bile gereksiz gördüğüm bu tetikçilerin, ahlaksızların sözleri bizim için ancak ve ancak şeref nişanesi olur. Biz sonuna kadar yazmayı da çizmeyi de konuşmayı da sürdüreceğiz. Ama diyeceksiniz ki sizi kestiler, evet kesildik. Ama buradan keserler, oradan çıkarız. Sonuçta konuşmalarımızı orada da yaparız, burada da yaparız. Başka platformlarda da yaparız. Üzgün olmaya hiç gerek yok. Bu süreçler içerisinde böylesi komik bir faşizmin, darbe diyorlar hangi darbe; biz içinde yaşıyoruz zaten. Biz koyu dinci bir faşizmin tam göbeğinde yaşıyoruz." diye konuştu.
Askeri darbelerden bahsedildiğini, 12 Eylül'ü çok ağır bir şekilde yaşamış gazeteci olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: "12 Mart'ta çocuktum. Onu da babamın yaşadığını gözledim, devletin kaymakamı olarak. Her türlü şartta 12 Mart ve 12 Eylül faşizminden askeri darbelerine çok net bir biçimde karşı çıkmış Cumhuriyet Gazetesi ve onun yazarları ve ben onun yazarı olarak şunu söylüyorum; 12 Eylül'den de beter bir dönemde yaşıyoruz. 12 Eylül'ü bile nerdeyse rahmet okutacak bin tane yazım vardır 12 Eylül ile ilgili. Bu kadar ağır bir dinci faşizme, bu ülke hiç yaşamamıştı daha önce. Ama biz bu karanlığın içinden çıkmayı becereceğiz. Bu karanlığın içinden aydınlık çağdaş yurttaşları, bu ülkenin aydınlık insanları bunu da bertaraf edecek. Bedel ödeyeceğiz ama bedellerimiz olacak ama biz bunu çocuklarımıza borçluyuz. Çocuklarımıza borçlu olduğumuz bu geleceği bu alçakların elinden söke söke alacağız, hiç kuşkunuz olmasın."
Topyekün bir savaş olduğunu iddia eden Serdar Kızık da, savaşın sadece Mustafa Balbay'a değil Türkiye Cumhuriyeti'ne olduğunu ileri sürdü.
Yazarların konuşmaları, salonda bulunanlar tarafından alkışlandı.
hurhaber
22/3/2009 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
İkinci 28 Şubat 9 Mart’tan sonra!
Talat Atilla/Güneş
İkinci 28 Şubat 9 Mart’tan sonra!
Maliye Bakanlığı’nın Doğan Grubu’na kestiği 826 milyon ceza sonrasında Başbakan Erdoğan ve Aydın Doğan arasındaki gerilim doruk noktasına çıktı. Doğan Grubu hem televizyonlarında, hem de gazetelerinde AK Parti’ye olan muhalefet profilini arttırdı. AK Parti’nin yerel seçim adaylarına karşı da soğukkanlılığını yitiren Doğan Grubu’nun 9 Mart’tan sonra çok daha ağır yayınlar yapacağına dair bilgiler geldi kulağıma. Neden 9 Mart’tan sonra sorusunun cevabını ben de sizler gibi merak ettim; şu bilgileri öğrendim;
Doğan Grubu geçmişte AK Parti’yi iktidara getiren ana unsurun yerel seçimlerdeki zaferi olduğunu biliyor. Bu yüzden “Madem belediyelerle geldiler, belediyelerle de gitsinler” yaklaşımı hâkim Doğan Grubu’nda…
Özellikle AK Parti’nin İstanbul ve Ankara Belediyelerinin AK Parti’nin elinden düşmesini istiyorlar. Kadir Topbaş ve Melih Gökçek 9 Mart’tan sonra Doğan Grubu’nun hedef listesinin başında olacak. Doğan Grubu’nun 9 mart tarihini seçmesinin psikolojik alt yapısını ise seçmenin balık hafızalı olduğu yönündeki değerlendirmeleri yatıyor. Doğan Grubu’na göre daha erken yapılan yayınlar bir süre sonra seçmenin belleğinden silinir, yerel seçime yakın yapılan yayınlar hafızada diri kalacağı için seçmen etkilenebilir. Doğan Grubu’nun muhtemel sert yayınlarında önceliği yolsuzluk dosyalarına vereceği öne sürülüyor. Hatırlanacağı gibi geçmiş 28 Şubat’ta ana konu irticaydı
3/3/2009 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Derin CHP, derin sıkıntı...
Gazeteci Fatih Çekirge, bugünkü Hürriyet’teki köşesinde “CHP’de derin sıkıntı” başlığı altında, Önder Sav ve Mustafa Özyürek’e hitaben “sizin için bakın neler diyorlar” diye yazmış…
Çekirge’nin gözlemlerine göre Sav ve Özyürek’e neler deniyormuş:
-Politbüro üyeleri.
-Yerel siyasetin önünü Ankara’dan tıkıyorlar.
-Tanımadıkları adayları teşkilatlara ve halka rağmen atıyorlar.
-Listeleri kapalı kapılar ardında hazırlıyorlar.
-Hiçbir yeniliğe açık değiller.
-Genel merkezden dışarı çıkmıyorlar.
-CHP’yi “devlet dairesi” gibi yönetiyorlar.
-Kürt meselesinden kaçıyorlar.
-Enerjileri tükenmiş, 40 yıl öncesinin zihniyetiyle siyaset yapıyorlar. Zaman tünelindeler.
-Halktan kopuklar.
Bu eleştiriler, tespitler, sanıldığı gibi sadece rakip parti yöneticilerinden mi geliyor sanıyorsunuz? Hayır. Çekirge’nin de dikkat çektiği gibi, çoğunlukla CHP teşkilatlarından gelen eleştiriler bunlar.
Fatih Çekirge, Önder Sav ve Mustafa Özyürek’e, “bunları sizin için söylüyorlar, neden cevap vermiyorsunuz” demeye getiriyor, “neden kulak tıkıyorsunuz, merak ediyorum” diyor.
Sav ve Özyürek, Çekirge’nin bu merakını giderir mi acaba? Eğer buna tevessül ederlerse ne diyebilirler?
Söylemeleri en muhtemel cevap, şu olabilir: “Kardeşim bu saydıklarının bizimle ne alakası var? Bizden önceki CHP yöneticileri farklı mıydı? Biz, partinin siyaseti, zihniyeti neyse, onu sürdürmeye çalışıyoruz. Biz bu 80 yıllık zihniyeti bir kenara bırakıp başka türlü yöneticilik mi yapalım yani? Mümkün mü bu?”
Değil. Çünkü sorun Sav ve Özyürek’in kişiliklerinden, siyaset anlayışlarından çok “politbüro” zihniyetiyle ilgili bir sorun.
Bu zihniyet değişmedikten sonra, Sav, Özyürek, Sevigen isimleri değişir; ama yerlerine gelen isimler sadece adları itibarıyla “yeni” olurlar…
Malum; devlet dairelerinde işlerin yürümesi esastır. Müdür ve memurların “kendilerine has” bir tarzları olması, söz konusu bile olamaz…
www.iyibilgi.com
23/2/2009 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Türkiye'yi rejim tehdidiyle korkutuyorlar!
Türkiye'nin artık kabuk değiştirdiğini söyleyen işadamı İshak Alaton, Türkiye'ye İslami rejim getirileceği düşüncelerine katılmadığını söyledi. Alaton,"Bunu bir korkuluk olarak kullanıyorlar" dedi...
Türkiye'deki Yahudi cemaatinin önde gelen işadamlarından olan İshak Alaton, Amerikan New York Time gazetesine özel bir röportaj verdi.
NY Times muhabiri Sabrina Tavernise'in sorularını cevaplayan Alaton, Türkiye'nin artık kabuk değiştirdiğini ve kendisinin de bu sürecin bir parçası olmak istediğini dile getirdi. Alaton, "İnsanların ruhsal tutumlarındaki değişim çok fantastik. Artık bazı şeyler açığa çıkıyor" dedi.
"Hiç dışlanmadım"
Olanları çocuksu bir sevinçle izlediğini belirten Alaton, Türk Cumhuriyeti'nin de kendisine hep iyi davrandığını aktardı. Gazete, Alaton'un sıfırdan başlayarak hiçbir anti-semitik engelleme ile karşılaşmadan milyon dolarlık bir imparatorluk olan Alarko Group'u kurduğuna dikkat çekti. Alaton, "Yahudi olduğum için kendimi hiç dışlanmış hissetmedim. Keyifli bir hayatım ve düzenli bir büyümem oldu" diye konuştu.
“Açık bir toplumuz”
Alaton, şu anki hükümetin Türkiye'ye İslami rejim getireceği düşüncelerine de katılmadığını belirtti. "Bunun için çok açık bir toplumuz. Bunu bir korkuluk olarak kullanıyorlar. Tarihimiz korkuluklarla dolu" dedi. Alaton son olarak "Demokratik değerlerimizi şimdiye kadar hazmedebildik. Çok umutlu olmalısınız" dedi.
Devlete hesap sorma
Türkiye'yi umursadığını söyleyen Alaton, daha fazla soru soran ve kendine güvenen bir toplumun, devlete hesap sormasının daha mümkün olacağına inandığını sözlerine ekledi. Demokrasiye karşı düşkünlüğünün 1950'li yıllarda İsveç'te çalıştığı sırada başladığını belirten Alaton, 1954'te İstanbul'a döndüğünde de İsveç'te gördüğü ortamı kendi fabrikalarında uygulamaya çalıştığını kaydetti. Alaton, işçiler için fabrikaların duvarlarını boyadıklarını ve büyük bir kafeterya inşa ettiklerini anlattı.
‘Rabbi talebinde bulundum’
Alaton, bir Türk üniversitesinin Müslüman ilahiyat öğrencilerine Eski Ahit ile ilgili ders vermesi için bir rabbi talebinde bulunduğunda Yahudi cemaatinin buna ayak dirediğini, böyle bir durumun kendilerine zarar verebileceğini düşündüklerini kaydetti.
Alaton, bu talebin onaylanması için Yahudileri ikna etmesinin bir yılını aldığını belirtti. Ancak nihayetinde ise onay çıkmadığını ve söz konusu dersin Marmara İlahiyat Fakültesi'nden kaldırıldığını söyledi.
bugün
15/2/2009 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Vicdanı olan bu terk edişi anlar!
İsrail Cumhurbaşkanı vücut dili ve sözleriyle Türkiye başbakanına hakaret etti ve aşağılamaya varan sözler sarf etti. Moderatör adil davranmadı, Erdoğan’ın sık sık sözünü kesti. Erdoğan ise basit bir gerçeği ifade etti: “Siz öldürmeyi çok seviyorsunuz.” Ve terk etti. Şimdi Gazze’de yapılan katliamları görmezden gelenler hep bir ağızdan aynı robotik şarkıyı söyleyecek: "Bu fevri hareket Türkiye’nin ara bulucu rolünü sona erdirir, Erdoğan yine sinirlerine yenildi, vs vs vs." Ama önemli olan halkın ne düşündüğü değil mi? Bunu hep birlikte göreceğiz.
FATİH ALTAYLI: BEN DE OLSAM AYNI ŞEYİ YAPARDIM.
Erdoğan'ın Davos'taki oturumu terk etmesini HABERTÜRK canlı yayınında Fatih Altaylı'ya değerlendiren Mehmet Metiner şunları kaydetti:
"Çok içten ve çok yürekli bir tavır. Ben Türkiye'nin beklentilerine de uygun bir tavır olarak görüyorum. Sanırım Türkiye toplumu Başbakan'a daha çok sevgi, saygı ve sempati duymaya başlamıştır. Türkiye toplumunun beklediği bir tavır bu. Başbakan İsrail'in zulmünü eleştirdi.
Diplomatik ilişkilerin kesilmesinden yana değilim. Antisemitizm büyük bir insanlık suçu ama İsrail'in yaptığı da insanlık suçu. Peres'in tek yanlı açıklamaları sanırım Başbakan'ı öfkelendirdi.
Bu başbakanın özelliğidir. Uluslararası arenada da bu özelliğinden vazgeçecek değildir. Başbakan'ın bu davranışı antidiplomatik olarak değerlendirmiyorum. Yürekli bir tavırdır. "
Metiner'in konuşmasının ardından konuyu değerlendiren Fatih Altaylı da "Ben de olsam aynı şeyi yapardım. Ama doğru mudur, değil midir bilemem" dedi.
Altaylı şöyle konuştu:
"Nurtopu bir krizimiz var. Hepimize hayırlı olsun. İçimden 'Brova iyi yaptın' demek geliyor. Ama tabii içimizden gelenlerle devlet adamlarının davranış modelleri arasında fark olması gerektiğini de uzmanlar söylüyor. Ben Başbakan olsaydım benzer bir şeyi yapardım. Biz de zaten o yüzden Başbakan olmuyoruz."
www.iyibilgi.com
29/1/2009 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Hürriyet'e tokat Almanya'dan geldi
Hürriyet Gazetesi’nin Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman hakkında, Almanya’nın Main-Taunus Bölge Yabancılar Dairesi’nin, mali suç işlediği gerekçesiyle Almanya'ya girişini 5 yıl yasaklandığına ilişkin haberi Alman resmi makamlarınca yalanlandı.
Hürriyet’in, RTÜK Başkanı Zahid Akman hakkında bugün manşetten, “Almanya’ya girişi yasak” başlığı ile verdiği haberi yalanlayan Almanya Main-Taunus Kaymakamlığı, Akman’ın Almanya’ya girişi ile ilgili böyle bir yasaklamanın olmadığının altını çizdi.
Main-Taunus Kaymakamlığı'ndan yapılan resmi açıklamada, “Almanya ikamet yasasının 11. Maddesi gereği sadece yurtdışı edilmeleri ve yurt içine giriş reddi gibi durumlarda verilen, “yurt içine giriş yasağı” söz konusu değildir ve bu yönde de herhangi bir talimat mevzubahis değildir.” denildi.
HÜRRİYET BİLİNÇLİ OLARAK KARALIYOR!
Hürriyet’in Alman resmi makamlarınca yalanlanan haberi hakkında bir açıklama da Zahid Akman’ın avukatı olan Ali Yıldız’dan geldi. Müvekkili Zahid Akman’ın Hürriyet Gazetesi tarafından bir süredir kasıtlı bir şekilde karalanıp bir dizi iftira ve iddiaya maruz bırakıldığını söyledi.
Yıldız yaptığı yazılı açıklamada, Hürriyet Gazetesi’nde Akman'ın Almanya'ya girişinin yasaklandığına dair haberin yer aldığını anımsattı. 5 Eylül 2008 tarihli Main-Taunus-Kreis Kaymakamlığı Yabancılar Dairesi tarafından düzenlenen belgenin ellerinde olduğunu ifade eden Yıldız, belgede Akman'ın Almanya'ya girişine ilişkin ''en küçük bir yasal engel bulunmadığının görüldüğünü'' belirtti.
Yıldız, açıklamasında şunları kaydetti: ''Müvekkilimin Almanya'ya girişine ilişkin en küçük bir yasal engel bulunmazken kasıtlı olarak karalamaya yönelik iddia ve iftiralara devam edilmesi hangi yayıncılık ilkesiyle bağdaşmaktadır? Bu yazı ve tercümesi incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilim hakkında Alman makamlarınca verilmiş bir yasak ya da tedbir kararı bulunmamaktadır. Söz konusu iddialara ilişkin olarak, bugüne kadar çeşitli basın yayın organlarında yapılmış olan tüm haberler kamuoyunun önünde şeffaf bir biçimde tekzip edilmiş
, mahkeme kararlarıyla bu iddiaların gerçeğe aykırı olduğu tespit ve tescil edilmiştir.
Gerçeğe aykırı bu iddia ve beyanlar aynı zamanda Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesi vesair hükümleri gereği suç oluşturmaktadır. Müvekkilim hakkında kamuoyunda yanlış bir kanaat oluşmasını sağlayacak şekilde kullanılan ve kullanılacak olan iddia ve beyanlara karşı hukuki ve cezai müeyyidelerin uygulanması için yasal yollara başvuracağız.''
AKMAN: İFTİRALARIN HESABINI YARGI SORACAK
Yıldız, belgede, ''Almanya İkamet Yasası'nın 11. maddesi gereği sadece yurt dışı edilmeleri ve yurt içine giriş reddi gibi durumlarda verilen 'yurt içine giriş yasağı' söz konusu değildir ve bu yönde de herhangi bir talimat mevzu bahis değildir'' denildiğini bildirdi.
Öte yandan dün hakkındaki iddialarla ilgil sert bir açıklama yapan ve konuyu yargıya taşıyacağını söyleyen RTÜK Başkanı Zahid Akman da yaptığı açıklamada, belgeden durumun açıkça anlaşıldığını belirtti. Akman, ''Bu iftiraların hesabını sormak için yargı önünde gerekli girişimlerde bulunacağız'' diye konuştu.
İŞTE HÜRRİYET'İ YALANLAYAN RESMİ BELGE:

Hürriyet Gazetesi'nin RTÜK Başanı Zahid Akman, için Alman resmi makamlarına dayandırarak verdiği, "Main-Taunus Bölge Yabancılar Dairesi Akman’ın geçtiğimiz yıl mayıs ayından 2012 yılının mayıs ayına kadar 5 yıl Almanya’ya girişini yasakladı." haberi aynı makamlarca yalanlandı. Hürriyet'i yalanlayan açıklamanın 'yeminli Türkçe tercümesi' şöyle; “Almanya ikamet yasasının 11. Maddesi gereği sadece yurtdışı edilmeleri ve yurt içine giriş reddi gibi durumlarda verilen, “yurt içine giriş yasağı” söz konusu değildir ve bu yönde de herhangi bir talimat mevzubahis değildir.”
(Haber 7)
5/9/2008 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Hizbullah'ın sözcüsü Cumhuriyet

Bu zamana kadar Hizbullah örgütünü deşifre eden onlarca yazı dizisi yayınlayan, örgütün Güneydoğu’da konuşlandığı mahallelere kadar ince ayrıntıları ele alıp, cihat çağrısı yaptığının altını dikkatlice çizen Cumhuriyet dünkü haberinde örgütün sözcülüğünü yaptı.
Cumhuriyet Gazetesi’nde özellikle Hizbullah ile ilgili yaptığı haberlerle adından söz ettiren ve haberlerinde örgüt hakkında devletten daha bilgili olduğunu söyleyen Mehmet Faraç, H

izbullah’ın Zaman Gazetesi’ni hedef alan açıklamasını yayınladı.
Zaman Gazetesi’nin terör örgütü Hizbullah’ın, Ergenekon’la bağlantısına ilişkin, ‘Hizbulvahşet’in büyük abisi Ergenekon çıktı’ başlıklı haberine, Hizbullah’ın tepki gösterdiği maili geniş bir şekilde haber yapan Cumhuriyet, Hizbullah’ın Zaman’ı iddiaları yalanladığını söyledi.
Hizbullah’ın açıklamasını birinci sayfadan, ‘Zaman’a Hizbullah Protestosu’ başlığı ile gören ve habere altıncı sayfanın üstünden geniş bir şekilde devam eden Cumhuriyet, Hizbullah’ın ilk kez bir basın açıklaması yaptığına dikkat çekti.
1997 yılından beri Mehmet Faraç imzası ile Hizbullah hakkında 50 tane haber ve yazı dizisine yer veren Cumhuriyet’in, örgütün sözcülüğünü üstlenircesine verdiği bu haber kafalarda soru işareti bıraktı.
Zaman Gazetesi, 21 Temmuz'da manşetten verdiği haberde, terör örgütü Hizbulvahşet ile Ergenekon örgütünün ilişkisini olduğunu belirterek, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'nda görev yapmış üç tanığın ifadelerine yer ver vermişti.
(Haber 7)
24/7/2008 | Kategori:
haber
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
<Önceki Yazılar
|
Sonraki Yazılar>